16 Ağustos 2018 Perşembe
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
28 Şubat 2018 Çarşamba 20:00

Ümmet ile Haçlı Zihniyeti Arasındaki Bu Kavga Devam Edecek!

Ümmet ile Haçlı Zihniyeti Arasındaki Bu Kavga Devam Edecek!
Ümmet ile Haçlı Zihniyeti Arasındaki Bu Kavga Devam Edecek!

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç, Post Modern Darbe olarak anılan 28 Sürecini değerlendirdi. 28 Şubat Sürecini “Demokrasiye sürülen kara leke” olarak yorumlayan Bilgiç, “Ümmet ile Haçlı Zihniyeti arasındaki bu kavga devam edecek” dedi. 

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç, 28 Şubat’ın yıldönümünde o süreci değerlendirdi. Milletvekili Bilgiç, “Baktığımız zaman bütün darbelerde bir benzerlik vardır. Türkiye’ye yaşatılan bütün bu süreçlerde; 27 Mayıs’ından 12 Mart 71 muhtırasına, 12 Eylül darbesine, sonrası 28 Şubat darbesi, hatta ve hatta Gezi Olayları, 17/25 Aralık darbe girişimi, sonrasındaki 15 Temmuz darbe girişiminde hep benzer senaryoları, benzer aktörleri ve bu benzer aktörlerin yanında da maalesef benzer alçaklara ve benzeri çukur siyasetini görürsünüz. Bu darbelere baktığınızda, darbenin gerçek mağdurunun milletin kendisi olduğunu göreceksiniz. O toplumun iktisadi ve sosyal hayatı, edebiyatı, romanı şiiri, ezgisi, türküsü, topyekûn bir milletin mağdur olduğunu görürsünüz. Bütün bu süreçlere baktığımızda, Türkiye’de ve Osmanlı son döneminde yaşatılanlar, darbe dinamitlerine baktığımızda, her zaman bunun dış dünya ile bağlantılı olduğunu görüyorsunuz" dedi. 

"DARBELERLE MUHAFAZAKÂRLARI YOK ETMEYE ÇALIŞTILAR"

Vesayet odakları darbede medya, yargı, askeri ve sivil ayakları kullandığını ifade eden Bilgiç, Türkiye’de vesayet odakları darbelerin teşvik ve tahrikçisi konumunda olduklarını dile getirerek, muhafazakârları ortadan kaldırmayı hedeflediklerini belirtti.

Bilgiç, "Bu iktidardaki batıcı bürokratik, iktidar kaybı korkusuyla her zaman batının emrinde oldular. Güçlerini kaybetmemek için hep batının emrinde oldular ve Türkiye’de vesayet odakları, darbelerin teşvik ve tahrikçisi konumunda oldular. Toplumun büyük bir bölümünü kuşatan, kucaklayan, inanç ve din eksenli yerli ve milli söylemleri vardı. Topluma dokunabiliyorlardı. Ruhuna ve hassasiyetine dokunabiliyorlardı. Buna dokundukça da bu milleti arkasında topladıkları için Türkiye’de iktidarın yolunu, milletin iradesi dışında sandıkta aramayan, değişik vesayet yollarında arayan ve bu vesayeti Türkiye’de zaman zaman asker, zaman zaman baskı grupları, zaman zaman medya, zaman zaman yargı olarak ortaya çıkartmış olduğu dönemleri yaşatan, bu grupları maalesef bu inanç ve din bazlı geleneksel muhafazakârlar vardı. Bu güçlü söylem ve silahtan rahatsızlık içerisinde oldukları için, bu cenahı susturmaya ve ortadan yok etmeye çalıştılar." diye konuştu.

"TÜRKİYE NE ZAMAN AYAĞA KALKSA..."

"Süreçlere baktığımızda ne zaman Türkiye Cumhuriyeti hakikaten kendine dönsün, biraz kendi iradesini ortaya koymaya kalksın, birtakım dış ülkeler ile ülke menfaatleri noktasında çıkar çatışmaları başlasın, Türkiye’de darbenin devreye girdiğini, Türkiye’de yabancı dünyanın uşaklarının, taşeronlarının farklı yaklaşımlar içerisinde, birtakım senaryoları ülkede ortaya koyduklarını görüyoruz." diyen Milletvekili Bilgiç, "28 Şubat sürecinde kendisini devletin sahibi olarak görenler ülkeyi her defasında dizayn etmeyi kendilerine hak gördükleri gibi bir kez daha bunu yapmak istediler." dedi.

"OYUNLARI DEĞİŞMİYOR"

AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç, konuşmasına şöyle devam etti. "İşin enteresan tarafı ne oyun değişiyor, ne senaryo değişiyor; hepsi de aynı. 28 Şubat’ı dayandırdıkları tek senaryo vardı, o da irtica. Ne zaman bir parça bu ülkenin kendi oltalarında çıkıp, kendi başına onurlu bir biçimde olması gerektiği şekilde, bir devlet olarak ülkesinde ve dünyada lider, İslam dünyasında lider bir ülke konumuna doğru yürümeye; halkını refah etmeye yönelik gelişmesi dönemine baktığımızda, ona dur demek için bu içerideki kuklalarını, dinamitlerini hayata geçirmişlerdir." Bilgiç, tüm darbelerin hedefinde milli iradenin olduğunun altını çizerek, başörtülü öğrencilerin üniversite kapılarından geri çevrildiğini, kurulan ikna odalarında baskıların yapıldığını hatırlattı.

"DARBELERİN ÖZÜNDE HEDEF, MİLLİ İRADEDİR"

Bilgiç, "Aslında bütün darbelerin özüne baktığımızda hedef alınan tek bir şey vardır. O da milli iradedir. Bütün darbelerin hedefi burada direk olarak milletin iradesidir. Ama bunun yanındaki diğer bütün yapılanmaları, terör örgütlerine, onların Türkiye’deki yaptıklarına, bunların hepsini bir tarafa bırakıp, göz ardı etmişler. Türkiye’deki tek tehlike sanki İslam’mış gibi, irtica imiş gibi direk olarak inanç sistemimize birebir saldırı düzenlemişlerdir. 28 Şubat sürecinde, başı örtülü kızlarımızı okullara almamak için her türlü zorbalığı yaptılar. İkna odaları kurdular. İstanbul Üniversitesinde Kemal Alemdaroğlu’nun rektörlüğünde ikna odalarında çocuklarımız alınarak şantaj ve baskıya maruz kaldılar. Pek çok devlet kurumlarında, üniversitelerde, kamuda ve kamu dairelerinde, değişik yerlerde, silahlı kuvvetlerde, pek çok insan işten uzaklaştırıldı. Baskıya maruz kaldı. İşkenceye maruz bırakıldı. Tek sebep inançlarıydı." dedi.

"HÂLÂ 28 ŞUBAT’IN YÜRÜYEN DAVALARI VAR"

AK Parti Milletvekili Bilgiç, hâlâ devam eden 28 Şubat davalarının olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: "Türkiye’deki İslam’ın yükselişi onları rahatsız etti. Çünkü G-7’yi rahatsız etti. G-7’ye karşı D-8 kuruldu. Yüzünü batıdan, Amerika’dan çevirdi. Orta Asya’ya, Uzakdoğu’ya, Afrika’ya, Ortadoğu’ya döndürdü. Davalar açıldı, insanlar mahkûm edildi. Hâlâ 28 Şubat’ın yürüyen davaları var. Beraatlar yeni geliyor. İnsanlar yıllarca mahkeme kapılarında uğraştırıldı. 6 milyon insanın fişlenmiş olmasına, Silahlı Kuvvetleri’nin içerisinde Batı Çalışma Grubu diye bir grubun kuruluyor olmasına ve kurulan bu grubun da bütün bu senaryoları, tezgâhı yapması gerçekten kabul edilebilir olması mümkün değildir."

Bilgiç, “28 Şubat’a takılıp kalmamak lazım. Sizlerin büyükleri; anneleri, babaları, dederi buna takılıp kalmadılar. 27 Mayıs’a da takılıp kalmadılar. 12 Mart’a da, 12 Eylül’e de takılıp kalmadılar. Her defasında kendi iradelerini en tepeye çıkarmayı başardılar. Bu diriliş en sonunda 2002’de AK Parti ile oldu.” dedi.

"ÜMMET İLE HAÇLI ZİHNİYETİ ARASINDAKİ BU KAVGA DEVAM EDECEK"

AK Parti dönemiyle birlikte birçok alanda başarıların elde edildiğini belirten Milletvekili Bilgiç, bu dönemde de birtakım zorlukların yaşandığını, FETÖ gibi taşeron örgütler eliyle Türkiye yoluna engel konulmaya çalışıldığını ifade etti. “Ümmet ile Haçlı zihniyeti ve Haçlı zihniyetinin taşeronları arasındaki bu kavga devam edecek.” diyen Bilgiç, yeni dönemle Türkiye’nin büyümesi ile birlikte milletin iradesine artık ket vurulamayacağını söyledi.

 
* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR