26 Eylül 2017 Salı

Kadir YAVUZ / Ajans32

Uzunyayla, Nice Uzun Yol Şoför ve Yolcularının Korkulu Rüyasıdır

21 Aralık 2010 Salı 12:21

UZUNYAYLA, NİCE UZUN YOL ŞOFÖR VE YOLCULARININ KORKULU RÜYASIDIR…

 

Uzunyayla, korkulu rüyamız olmuştur hep! Her seyahate çıktığımızda; mecburen yola çıkıyorsak ve mevsimde kışsa, karakış şartlarında geçit vermez kolay kolay Uzunyayla!

 

Otobüs yolculuklarında bile, Ankara’ya hareket etmeden Elâzığ’da garaja sorarız: “Uzunyayla nasıl?” “Açık” denilirse de, orayı geçinceye kadar adeta nefesler tutulur. Genel de, Uzunyayla’yı gece geçeriz. Gecenin ayazı, tipisi ve kar fırtınası yolun nasıl olduğunu pek göstermez. Yolun sağında veya solunda yoldan çıkmış bir araç gördüğünde, durup yardımcı olamazsın. Durduğunda, senin araç kalkmaz yerinden! Kalırsın olduğun yerde!

 

Uzunyayla, öylesine gözümüzde büyümüştür ki, çocukluğumda otobüsle yaptığım seyahatlerimi geride bırakıp, kendi otomobilimle seyahat yapmaya başladığım zamanlarda; yolculuğumu, hep gündüze denk getirmeye gayret göstermişimdir.

 

Elâzığ-Kayseri-Ankara yolunun gençlik yıllarımızda; bize çetin ve aşılması zor gelen kısımları, olmuştur… Uzunyaylayla birlikte Darende, Gürün arasındaki virajlı dağ yolları. Ama hepsinden daha tehlikeli yolculuğumuzu, Uzunyayla’da yaşamışızdır.

 

Benzinimin bittiği bir Uzunyayla anım vardır. Gelip-geçen araçlara el kaldırmama rağmen durmadıkları her an kâbus oluyordu, bana! Gündüz ve üstelik güneş olmasına rağmen esen rüzgâra dayanamıyor, otomobilime girip biraz ısınıyorum ve tekrar dışarı çıkıp araçlara el kaldırıyorum. Hiçbiri durmuyor ve saatler hızla ilerliyor. Bir korku sarıyor beni ve araçtaki ailemi… Hep beraber olmak yinede iyi diyoruz, kendi kendimize!

 

Onca araçtan sonra eşiyle yolculuk yapan ve kendisinin subay olduğunu, ayrıca Elâzığlı olduğunu, plakayı gördüğünden durduğunu söyleyen biri o gün bize benzin vererek hayatımızı kurtardı. O komutana nasıl teşekkür etmiştik, o an ki neşemizi anlatmak o duyguyu sizlerle paylaşmak zor olsa da, herhalde az çok ifade edebilmişimdir… Sanırım.

 

Uzunyayla nerden çıktı, diyenleriniz olabilir… Karlı bir kış günü ve özellikle Uzunyayla’da mahsur kalmış bir ailenin dramını anlatan bir dostumla paylaştığım o acılı olay sonunda hatıralarım depreşti.

 

Tam 16 saat Uzunyayla’da mahsur kalan bir aileden, geriye sağ kalan bir kadıncağız... Verdiği yaşam mücadelesi sonunda donarak ölen eşi ve iki çocuğunun arasında baygın bir vaziyette kurtarıldığını hayal meyal hatırlıyor… O an ahrete intikal etmiş olduğunu sanıyor. Kurtarıldığında doğru dürüst sevinemiyor, zavallı kadıncağız. Hastane de, eşi ve çocuklarını kaybettiğini duyduğunda, yerden yere vuruyor kendisini… Yıllarca o şoku üzerinden atamıyor. Memleketi Isparta’ya gelirken yaşadığı o olay nedeniyle her doğulu biriyle tanıştığında; Uzunyayla gözünde canlanıyor… O dondurucu soğuk, dün gibi iliklerine işlenircesine sarıyor bedenini! Uzunyayla’daki tipiyi yeniden yaşıyor. Tam 16 saat! “Şurada bir otomobil var sanki bir bakalım mı? İçinde belki insanlar vardır.” Diyen biri, hafif dağılmış olan karların arasında; gerçekten bir aracı fark ediyor. Saatler sonra otobüsle hastaneye getiriliyorlar. İçlerinden sadece kadıncağız kurutuluyor. Eşini ve çocuklarını kaybediyor. Söylemiyorlar ilk başta! Sonra sonra biri söylüyor, acılı haberi veriyor. Haberi olduğunda, hastaneyi; ayağa kaldıran bir çığlık sesi duyuluyor. Zapt edebilmek için, uyutuyorlar ve saatler sonra yarı baygın vaziyette hastaneden ayrılıyorlar… Akrabalarının nezaretinde, memleketi Isparta’ya geliyor. Yaşadığı o acıyla bir zaman yaşıyor.  

 

Demek ki, kendisi sadece yaşayacak o acıyı! Çaresiz görecek… Yazılmış olanı! 

 

Bazen birilerinin yaşadığı bir acıyla sarsıldığını görüyorum… İsyan eden tavrını görüyorum. Sadece sen yaşamıyorsun ki? Neler yaşanıyor görün… İbret alın.

 

Hepimizin başına gelebilir. Bende yaşadım aynı şeyi! Ama biz kurtulduk. Demek yaşayacağımız varmış. Hele tipide kaybolmadık. Yine gözle görünür vaziyetteydik de, hemşehrim gördü… Bizi kurtardı, kurtaran Allah o vesile olmuştu… Kurtulmamıza!

 

O görecekti… Biz yaşayacaktık.

 

Diğerleri görünmeyecekti… O kadıncağızın dışında! O yaşayacak sadece ve diğerleri ölümü tadacaklar.

 

Hayat bu işte! Ölüm ve kalım arasında geçen bir zaman değil mi, hayat dediğimiz şey!       

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR