20 Eylül 2017 Çarşamba

Kadir YAVUZ / Ajans32

Van Depremi ve Bende Bıraktığı İzler...

30 Ekim 2011 Pazar 10:16

            VAN DEPREMİ VE BEN DE BIRAKTIĞI İZLER…

 

            Van depremini duyan bir genç, montunu, birkaç gömlek, pantolon vs.yi anında koli yapar, montun cebine de küçük bir not yazar Van’a kargoyla gönderir.

            Kargoyu teslim alan bir görevli, ihtiyacı olan bir gence montu verir. Aradan 2-3 gün geçer geçmez; montu giyen Vanlı genç notu görür ve okur… Not şöyledir “Ben batıda bir ilde yaşıyorum. Depremi duyduğum an, dolabıma koştum. Dolabımda olanları alelacele yollamayı düşündüm. Hiçbir şey yapamıyorsam bile en azından, montum bir arkadaşımın üşümesini giderir, dedim. Ayrıca telefonumu yazdım… Velev ki, darda kalırsın bir ihtiyacın olur; maddi manevi her türlü ihtiyacında bana telefon edebilirsin.” Der. Gözleri dolu dolu, notu okur ve o duygular içinde notun altına eklenen telefonu arar… Genç der ki: “Kardeşim, o kadar mutlu oldum ki, tahmin edemezsin… Hava soğuk ve soğuğu sayende yenmiş durumdayım. Ama beni sıcak tutan batıdaki bir kardeşimin bu duygu dolu düşünceleri oldu. Şu an gözyaşlarına boğulmuş durumdayım. Ama gözyaşlarım öylesine sıcak ki, senin o duygu dolu ifadelerin, montunla birlikte tüm bedenimi ısıtıyor. Sen de, burada bir kardeşin olduğunu unutma! Bir gün seninde başına bir şey gelirse yanında olacağımı bil!”

            Diğer depremleri atlattığımız gibi bu depremi de atlatırız, inşallah! Acılar dinmez belki ama yine de yaralar sarılır. Doğuluyum ben! Elazığlıyım. Gerek şehrimizde yaşanan Palu depremini, gerek Erzincan, gerek Bingöl ve gerekse Lice depremini bizzat yaşayanlardan biriyim. Birçoğuna gittik, oradaki depremi yaşayanlara yardımcı olduk. Bizzat yıkılmış haneleri yerinde gördüm. Devletin yardımını gördüm.

            İnanın! Devlet her şeyiyle oralarda oluyor. İstismar etmemeli. Yazık, günah!

            Tamam, acılı olan insan belki anlık ne söylediğini bilemeyebilir ama bizler vicdanımızı bir kenara itmeyelim. Eksik nerede biliyor musunuz? Yöneticilerin sözlerinde… Bir yetkili şöyle diyor: “Çadır konusunda, Kızılay sınıfta kaldı.” Bu sözü hükümetin yetkilisi söylerse muhalefette boş durmaz elbette iktidarı istifaya çağırır.

            Bir televizyon spikeri Van depremini anlatırken dili sürçmüş “Hele deprem Van’da   oldu!” der gibi bir şey mi, ne kullanmış… Sanıyorum, felaketin İstanbul’da cereyan ettiğindeki akıbetini düşünmüş olacak ki, pot kırmış… Yani o an heyecandan, bir yanlış konuşma yapmış. Nitekim yanlış anlaşıldığını, üzerine çok gidildiğini açıkladı. Bu kadar saldırılmamalı! Kasıt aramamalı! Doğulu batılı filan yok! Biz biriz, biz kardeşiz. Bakın, batıdaki gençle doğudaki gencin arasında geçen hadiseye… Gözlerim dolarak anlatıyorum herkese bu olayı! Ben, bunun üzerinde duruyorum. Benim yazımın bel kemiğini oluşturan, bu hikâyedir. Kaybettiğimiz değerler ortaya çıkıyor gibi!

            İnsan ne için yaşar derim hep! Birbirine yardım için yaşamalı… Birbirinden, uzak iki şehirde yaşayan iki insan; biri doğulu, biri batılı! Biri Kürt, bir Türk! Bu iki farklı dili, kültürü yan yana getiren birleştiren, kaynaştıran şey nedir biliyor musunuz? İnancımız. İnancımızın kurduğu köprüdür… Bizi kaynaştıran! İnsan, bu değer için yaşamalıdır.

            Duvarları tırnaklarıyla oyarak göçük altında kalanları kurtarmaya çalışanların yanında, kamyon talanıyla uğraşan şahsiyetsizler de var… Olacak. Olmasın istiyoruz ama olacak.

            Bir depremden sonra aklımda kalan bir olay vardı… Onu paylaşmak istiyorum. Adapazarı depreminde, yerle bir olmuştu, Adapazarı. Tabii, Adapazarı’nda Adliye’de yıkılmıştı. Ama Devlet anında adaletini kurmak zorundaydı… Kurdu da! Adliye Binasının yıkıldığı yerde, meydana çadır kurulur. İlk davaya bakılacak… Mahkeme heyeti hazırdır. Dava ne, biliyor musunuz? Tecavüz. İnsanlar, depremin acılarını tedaviye çalışırken, biri komşusunun kızına tecavüz eder. İnsanların inancı olmayınca vicdansızlaşır. Birilerinin haklarına saldırır. Onu durdurmak zordur. O hırsız olur, o arsız olur. Çürük iş yapar, yüzsüz olur. Onca günahsızın, sorumlusu kimdir? Vicdanı torbaya koyup, rafa kaldıran müteahhit’ler. Koca Gölcük depreminde bir müteahhit’i(yüklenici) sorguladık. Sonra ne oldu?  

            Hepsi unutuldu… Bina kontrolü… Deprem sigortası vs. vs. vs.

            Bari, Van depreminden sonra unutulmasın… Olur mu?

     

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR