24 Eylül 2017 Pazar

Nagihan ÇELİK / Ajans32

Vefa, İstanbul 'da Bir Semtin Adı

14 Temmuz 2015 Salı 12:33

Ruhumuzda, hissiyatımızda, gönül dünyamızda ise, bir başkent. İnsan olmanın, kemal derecesinin göstergesi, sevginin nişanesi, dostluğun borcudur.

 

Hepimiz biliriz, ormanda ayağına batan dikenin, acısıyla inleyen, ayının hikâyesini. AYI, söylerken bile gözümüzde büyüyen kaba bir siluet. O kocaman, iri, vahşi hayvan, dikenden çektiği ıstırabı dindiren oduncuyu, iyileşince, bir petek bal ile ödüllendiriyor. Minnet diye bilirsiniz. Teşekkür, vefa, sadakat. İyiliğe kıymet vermek, görmek.

 

Her akıl kendince okur olanları, her gönül kendince hisseder. La Fontaine 'e bile sayıp- söven oluyor, hayvanları kullanmış diye. Gördüğümüz gözümüz kadar değil, görüşümüz kadardır. Gördüğümüzün rengini, ışık ve göz sağlığımız etkiler ancak idrak, tüm varlığımızla bütün olarak çalışır.

 

Din, sosyoloji, psikoloji insanlarda normlar belirler. Tabi olanı veya en yakın davrananı norm'al yani kurallı sayar. Norm dışı olanı ise anorm'al yani kuralsız sayar. Yeni insanlık ölçülerinde, normlar çok değişti. Yeni normlar, öğrendiklerimizden uzak, tehlikeli ve tuhaf. Yeni ifade ile çoğu zaman YOK ARTIK dedirtiyor insana.

 

Bir fincan kahvenin, kırk yıl hatırı vardı. Bir şişe kola içiyorsunuz, on dakika sonra, gazıyla beraber hatırı da uçup gidiyor. Tadı geçtik, muhabbette uçuşuyor artık.

 

Çocuğu olanlar, özellikle de kız çocuğu olanlar bilir, sızlanarak gelir, yavru kedi gibi mırıltı ile " arkadaşım beni sattı, yeni gelen kızla oynuyor " teselli veririz. "Olsun kızım, o yine gelir seninle oynar, çok hatıranız var" deriz de ne yazık ki çok hatıraların, çok hatırı yok artık. Ana odaklana odaklana köpek balığı gibi oldu hafızalar. Dört saniye önce olanı siliyor. Ne içtiğin, ne yediğin, ne beraber gülüp- ağladığın, arkanı dönünce silinip gidiyor tüm yaşanmışlıklar.

 

Belki de o nedenle resimler bile tab edilmiyor. Üç gün sonra adını bile hatırlamadığın biriyle aynı resimde olmak istemiyoruz. Bize vefayı gurbet öğretir. Arkadaşlarla sözleşmeyi, arada bir buluşmayı. Defterlere özel sözler yazıp, minik hatıra objeler vermeleri. Eski melodiler, sıcak namelere takılıp ağlamalar, bir rüzgâr bir koku ile başka diyarlara geçip zamandan kopmalar.

 

Yavaş yavaş olgunlaşırken kişilikler, içine hasret düşenlere vefa kalıp gibi oturdu. Şekline haline işledi. Zaman, çarkları çok sert, çok keskin bir değirmen. Öğüte öğüte bitiriyor her varı. Vefayı da öğüttü.

 

Dostluğun temeliydi vefa. Sevgi, muhabbet, sadakat ve şefkat yüklüydü. Vefası ölçüsünde insanlık derecesi artar, yükselirdi kişinin. Vefanın yatağı, vicdan ve yürek. onda beslenir var olurlar.

 

Efendimize bir genç, yarın falan yerde buluşalım, soracaklarım var diyor. Hazırlanıp gidiyor, bekliyor, bekliyor, bekliyor. Üç gün sonra genç çıkıp geliyor. Efendimizin kendisini hala beklediğini görünce, üzülüyor. Mahcup bir şekilde, üç gün beklediniz mi diyor. Efendimiz " geleceğim, dedin, bekledim"... Söze vefa, ahde vefa, cana vefa,

İdamlık mahkûm, celladına gidip tam vaktinde geleceğim, helalleşmem lazım diyor. Çıkıp gidiyor. Biraz gecikiyor, celladın boynuna asıyorlar ipi, mahkûm koşup yetişiyor, durun geldim. Cellada diyor ki benim yüzümden ölecektin. O da gitmişken neden döndün diyor. GELECEĞİM demiştim. Erkek sözü, insan sözü, söz, ne kadar kıymetliydi. Eskişehir'deyiz, tıp fakültesi son sınıf öğrencisi bir arkadaş memlekete gideceğim deyince bizimkilere selam söyle dedi. Verdiği adresi kaybettim. Altı ay sonra Adapazarı'na gidince nüfusa, belediyeye, muhtarlığa gidip adreslerini buldum. Selamını söyledim. Teyze ve amca inanamamışlardı. O selam emanetti, yerine teslim edilmeliydi. Vefa mü'minin en belirgin özelliklerindendir. Nasıl güvendin diyene, inançlı insan, Allah korkusu var, yanlış yapmaz deriz. İmana vefa, doğruya vefa, erdeme, insanlığa vefa. Vefa imanın şubesidir. Cömertlik yoksa malın, vefa yoksa arkadaşlığın faydası yoktur. Malın olduğunu elin, kendine harcarken hisseder ama yüreğin ele harcarken hisseder. Arkadaşlık duada, hayırda, iyilikte aklına gelirse, seni hareket ettirirse güzel. Ben aynalarında, birer küçük ben gibi olsun benliklerimiz. Ruhumuzun tadını hissedebilmek için, izi kalanların izlerine saygı gösterelim. En kıymetli ziyaret hangisidir diye soruyorlar Efendimize, seni aramayanı araman, gelmeyene gitmendir buyuruyor. Vefa yaşadıklarına yaşadığın an ki duyguya saygıdır. Kıymet vermektir. Kötülüğü hemen silip iyiliği değerli bilmendir. Ne güzel söylemiş Sadi “Bülbülden vefa ummayın, çünkü her dem başka bir gül üstünde öter.”

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR