21 Eylül 2017 Perşembe

Neriman CANBOLAT / Ajans32

Ya kızını, Ya dizini

17 Mayıs 2011 Salı 00:56

    O ses, o çığlık, o öfke hâlâ kulaklarımda. Onlar bizim çocuklarımız, onlar bizim yavrularımız. Ben bir anneyim, ben insanım….

  Son günlerde beni çok üzen, hatta korkutan ciddi toplumsal bir dramı yazmak zorunda kaldım ya!  Demek ki canıma tak etti ve canımı çok yaktı. Yazacaktım bu konuyu ama bu şekilde değildi. Ne oldu çocuklarımıza, ne oldu gençlerimize? Hayatımızda belirsiz, bilinmeyen yönleriyle kim bilir kaç gencimiz var.

 Akşam saatleriydi, dışarıdan gelen o sesle irkilip koştum balkona. Ağlıyordu “ ben ne yaparım, ne derim aileme, bittim ben, sevdiğim insan bunu bana nasıl yapar.” Diye çığlık atıyor, yoldan geçenlere bakmayın diyerek küfrediyordu. Anlamıştım başına gelen o korkunç olayı. Bu kız benim kızım olabilirdi, diyerek düşündüm. Yardım etmek istedim tam aşağıya inecekken, yanına bir erkek geldi oda aynı yaşlardaydı. Kızı götürmek için ısrar ediyor kız direniyordu. Telefonu çaldı “ geliyorum anne “dedi. Ama benim dayanma gücüm kalmamıştı. Olayın hafızama kazınma şekli can alıcıydı. Vücudum yüreğime dar geliyordu sanki… Yanıma gelen 16 yaşındaki oğlumun “ anne ben asla böyle bir hata yapmayacağım “ kelimeleriyle topladım kendimi. Elimi şakağıma koydum ve düşündüm. Bir tarafta aynı yaşta olan bir çocuk hayatının hatasını yaparken, diğer taraftaki çocuk yapılan yanlıştan kendine çok büyük bir pay çıkartıp “asla yapmama” sözü veriyor. Peki, o zaman kimlerde suç. Ailede mi, toplumda mı yoksa çocuklarımızın kuralsız yaşam tercihlerinde mi?

  Ego, bizim toplumumuzda maalesef çok yüksek. İşin içine akıl almayacak istekler girince; ne olursa olsun, egolar kişiliğe baskın gelmemeli. Bunlar hepimize toplum dersi aslında. Yanlış yaklaşımla eğitilen çocuk, kendi dünyasına giden bu yanlışları, bir gün bir yerde mutlaka dışa vuracaktır. Hatalar maalesef saman çöpleri gibi her zaman su üstünde yüzer. İşte ! bir anlık hata yaparsın, o bir anlık hata seni ömür boyu bırakmaz, öğle bir sarar ki; seni bütün ömür boyu pişmanlık duygusuna götürür. Kendini öldürmek bile istersin ama başaramazsın. Her zaman “ dur” diye bir ses gelir içinden. Düşünürsün ama o içindeki pişmanlık seni daha bir sıkar. O anlık hata bütün hayatını mahveder. Acılardan kaçayım derken, seni bekleyen mutlulukları da kaybederek daha acı çekersin. Eski nesilden kalma bir sözü artık burada söyleme zamanı gelmiştir. Dökülen süt için ağlamanın önemi yoktur artık. Bu eksikliğini ve geriliğini hayat boyunca hep bir şekilde fark edecek olan çocuk bir süre sonra hayatın doğrusu geçinen bireylerden kendini soyutlayarak suça ve suçlu bireylere doğru yönelecektir.

  Keşke diyorum, keşke hayat; resim gibi, hayal gibi yazı gibi

olsa… Kötü olan her şeyi silip düzeltsek gönlümüzce, pembe gözlüklerimizle göz kırpsak hayata. Yorulunca hayattan; keşke kuşlar gibi bizi başka diyarlara götürse.

  Ebeveyn ve çocuk ilişkilerine bakıyorum. Gerçekten üzülüyorum. Aileler ne bekliyorlar ki! Diken ektiğiniz yerden üzüm yemeyi mi?  Aile deyince  “ sorumluluk” geliyor aklıma. İnsanlar kendilerinden vazgeçtiği an aile kavramı bitiyor. Duygusal anlamda büyümeye başlayan çocuğumuzun doğru ve yanlışları sadece aileyi üzebilir. Bu sürecin geçici olduğunu unutmayın ve ona destek olmaya çalışın. Ergenlik yıllarında çocuklar sadece fiziksel olarak büyümezler, duygusal ve entelektüel alanlarda da değişir, olgunlaşırlar. Doğruları, yanlışları test edip aralarında kendine uygun olanları seçmeyi öğrenirler. Saygı görmeyen bir çocuktan saygı, sevgi görmeyen bir çocuktan da sevgi beklemeyin. Çocuklarımızın üzerinde bıraktığımız izleri değiştiremeyiz. Çocuklarımıza mutlaka şu sözü söylemeliyiz. “ ne yaparsan yap, bizden bir şeyini saklama”   Her ne olursa olsun, onların bizler için ne kadar değerli olduğunu sık sık,  belirtip hissettirmeliyiz. Çocuklarımızı on kez düşüneceğimize, bir kez canı gönülden sarılıp vaktimizi onlara ayıralım. Sevgi elimizi uzatalım çocuklarımıza. Söylemeye dilim varmıyor ama mecburum. Çocuklarımızı daha iyi koruyabilmek için, bütün dünyada vahşi canavarların olabileceği ihtimalini hiç aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor.

  İnternetteki sosyalleşme sitelerinin çocuklarımıza kadar uzanan tehlikeleri, neredeyse her diziye ratınğ alacağım diyerek en dehşetlisinden bir tecavüz sahnesi eklemeyi marifet sayan tüm kanalları kınıyor,  kaleme almadan geçmek istemiyorum. Devlet kurumlarına, hükümetimize, bakanlarımıza, emniyet güçlerimize, medyamıza, gazetecilerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza çok büyük görev düşüyor. Annelerin, babaların eğitimcilerin, toplumumuzun her kesimin acilen uyarılması, bilgilendirilmesi gerekiyor. Bu meselenin sorumluluğu hepimizin omuzlarındadır.                                                                                                                                   Bir anne olarak, bir insan olarak gördüklerim, duyduklarım, bildiklerim hakkında susamazdım. Sesimin ulaşabileceği her yere kadar haykırmak istedim. İnsan olmanın en büyük erdemi, sadece kendime ve sahip olduklarıma karşı değil, bütün insanlığa karşı sorumlu olduğumu unutmamaktır. Bu yüzden kendi evlatlarımı korumakla yetemedim.

  Büyümedin diyordun ya, büyüdüm ben anne

  Hayatın yollarının, geçit vermez kıvrımlarındayım.

  Yalın ayak cam kırıklarının üzerinden geçiyorum şimdi.

  Büyümedin diyordun ya, büyüdüm anne…

  Ömrümün yüreğime kefaletini bile ödettim.

  İçimdeki çocuğu öldüren zalim cellâtların zamanı şimdi.

  Büyüdüm ben anne….Büyüdüm….

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 8 yorum yapıldı.
    YAZARLAR