22 Eylül 2017 Cuma

Neriman CANBOLAT / Ajans32

Yaşamayı Hayal Ettiğim Topluma Kavuşmak

19 Aralık 2011 Pazartesi 18:10

YAŞAMAYI HAYAL ETTİĞİM TOPLUMA KAVUŞMAK

Toplum içinde yaşamayı, her nedense bir türlü öğrenemedik. Veya öğrenmek istemiyoruz. İnsanlar sadece kendi için yaşamayı öğrenmiş sanki. Hayatını, duygularını sınırsız ve özgürce… Birey ve toplum birbirine tezat olmamalı. Birbirlerini tamamlayıcı kavramlar içinde olmalı. Hepimizin ortak bir vücudu yoktur, ama ortak bir büyümesi, yaşaması gereken çevresi vardır. İnsanın tabiatı gereği tek başına yaşaması mümkün ve sağlıklı değildir. Birlikte yaşayan insanların birbirlerine karşı hak ve ödevlerinin olduğu aşikârdır.

Bazen de; toplum için yaşarsın hayatını… Duygularına set çekmek zorunda kalırsın. Çünkü yaşadığın toplumun etik değerlerini aşamazsın. İşte o zaman yüreğin burkulur. Tek başına değiştirmeye gücünün yetmediğini anlarsın. Ama “ ben kendim için yaşıyorum demek” sadece saygısızlıktır bence. Topluma ters düşen davranışlar sergilemek hiçbir insana yakışmaz. Medeni insan toplum için kurallarını biliyor ve kabul ediyor anlamına gelir. Önemli olan dünyaya kendi gözüyle değil, başkalarının gözüyle bakabilmektir. Yaşamın neresinden bakarsak bakalım, dünyayı yaşanır hale veya tam tersi durumuna getiren yine bizleriz. Karşımızdaki insanların yaşam ve huzur haklarına saygı duymalıyız.

 İnsan toplumsal bir varlık olduğuna göre, öteki yaşamlar içinde bir saygınlığımız, saygımız olmalı, değil mi?
Otobüste, mağazada, markette, evde, işyerinde aklımıza gelebilecek her yerde “lütfen demeyi, ya da teşekkür etmeyi, özellikle büyüklere saygı duyma doğallığımızı unutmamalıyız.

Bu mevzuu beni derinden üzer. Hepimiz İlkokulda bu konumuzla alâkalı öğretmenlerimizden dört dörtlük eğitimimizi aldık. Ama kaçımız uygulayabiliyor?. Servise biniyorum arka koltukta oturan bayanın ağzında sakız çıtır çıtır iştahla çiğneyip patlatırken, benimde bütün sinir sistemlerim patlama derecesine geliyor. Ya sesli telefon görüşmeleri; ailenin bütün mahremi konularını topluca dinliyoruz. Yüksek volümlü telefon sesleri birbirimize ters bakmamıza yetiyor. Bir gün hastanedeyim çok sevdiğim yakınımın ölüm haberini aldım, perişan bir halde ağlarken , yan tarafta bir kişinin telefonunda misket çalıyordu.nasıl canım acımıştı anlatamam.

En azından bu tür yerlerde az sesli veya titreşimli kullanılabilir… Önümüzde oturan kişinin saçlarının yağı, ter kokusu neredeyse sabah yaptığımız kahvaltımızı ziyan edecek şekilde feci yani. Kişinin kendi ter kokusundan rahatsız olmaması anlaşılabilir bir durum değil doğrusu. Bazı kişiler elbisesi kirlendiğinde değişim ihtiyacı duyuyor sanırım. Yoksa neredeyse bir ay aynı kıyafeti giyecek. Veya sadece banyo yaptığı zaman kıyafet değiştiriyor. Ağız kokusundan rahatsız olmayan var mı? Hafife alınmayacak bir konu bence…

Bir diğer örnek temizlik. Kirliliği yücelten bir toplum olamaz. Çünkü temizlik dünyanın her toplumunda yüceltilen bir değer ve fazilettir. Peki, kirlilikten ne anlıyoruz. Burada kir derken çamur anlamına gelmiyor. Yağ anlamına gelmiyor tabiî ki ! Vücut temizliğini ve çevresel temizliği terk anlamında bugün toplumsal huzurumuzu bozan en belirgin kavramdır. Umumi wc’lere, lavabolara girmek artık cesaret istiyor. Maske takmamız gerekiyor adeta. Sanki evlerinde bu iğrençlikte mi bırakıyorlar. “Nasıl bırakırsan öğle bulursun “ sözünde hiç haberdar değiller galiba. Peçeteleri ortalığa atmalar, fazla fazla koparmalar, kapılarına göz kirliliğine yetecek argo kelimeler yazmalar… Sokaklara tükürmeler, çöp konteynırları dururken kaldırıma çöp dökmeler. Arabayla geçerken ! tam yanınıza gelince korna çalmalar, yağmur birikiminden geçerken hız yapıp, yayaların ıslanmasını dikiz aynasından izleyip sırıtanlar…

Küfür, hakaret, kötü sözler neler neler. İnanamıyorum benim yurdum insanı bu kadar pis, bu kadar cahil bir o kadarda saygısız olamaz.” Temizlik imandandır” kelimesi bizim olmamız gereken en somut özelliğimiz olması gerekirken…..maalesef diyebiliyorum. Çok güzel bir gün, sabaha merhaba demek isterken komşularımızın ya müzik, ya odun kırma veya ses çıkartan can sıkıcı gürültüleriyle yorganı kafamıza çekebiliyoruz.

Belki yorgunuz, kim bilir haftada bir gün tatilimiz var ve uyumak istiyoruz ne hakla bizleri zamansız uyandırabiliyorlar. Aaa! sabahın ilk ışıklarında seri çalan zile ne demeli.! Korkuyla kapıyı açıyorsunuz. Alt komşunuz” ya komşu kuyuya mı düştünüz, neden geç açıyorsunuz. Bir baksanız sizin lavabodan su mu sızıyor ne?” Bu durumda ne yaparsınız? Be kardeşim hangi kanun, hangi yasa sana bu hakkı veriyor. Nasıl o saatte çalabilirsin kapıyı? Hani çok önemli bir durum olurda istediğin saatte çal. Ama keyfide o parmağın zile basamaz yani…

Zaten müsait misin, gelebilir miyim kelimeleri kullanılmıyor. İzin isteme kavramını kaybettik neredeyse. Çat kapı gelen misafir, belki işimiz var. Ne demek emri vaki yapmak. İnsan bir otele gideceği zaman bile “ boş odanız var mı?” diye sorar. Birde çocuğunu bırakır ortalığa. Kendisi gevezelik yaparken çocuk evi tarumar eder.

Sonrada “kız teyzesi sen buna” kelimeciğini kullanıp umursamaz tavrını bozmadan keyfine bakar.. Başkasının hakkına tecavüzdür bu davranışlar. Vicdanlarının katili olduklarının nasıl farkında olamazlar.?İnsan bazen huzur aramak için başını alıp ıssız, uzak diyarlara gitme ihtiyacı duyması bu saygısız insanlardan bıkkınlıktan. Anlaşılması gereken şu ki; Herkes sadece kendisini ve çevresinden başlayarak bir yanlışı ve sonra gelen diğer yanlışları düzeltmeye çabalasa birbirimizden kaçmamamızı gerektirecek bir dünya oluşturabiliriz.

Ailemizden başlamalıyız tüm yakınlarımızın, dostlarımızın, hatta düşman bildiklerimizin yaşamlarında neresinde yer alırsak alalım saygımızı kaybetmeyelim. Tartışılmaz tek gerçek var; hiçbirimiz bu dünyada tek başımıza yaşamıyoruz. İnsanın utanç perdesi ne kadar kalınsa, akıl; güne o kadar geç doğarmış…

Siz insanlara gülümserseniz, insanlarda size gülümser…
Sonuç olarak mutlu olmak için, mutlu etmek gerek.
Yaşamayı hayal ettiğimiz topluma en yakın zamanda kavuşmak dileklerimle ….

Mutluluktan daha güzel ne varsa sizlerin olsun…..

Yaşamayı hayal ettiğiniz topluma kavuşmanız dileğiyle...

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR