26 Eylül 2017 Salı

Neriman CANBOLAT / Ajans32

Yeni Jenarasyonun Dejenerasyonu.

18 Ekim 2012 Perşembe 00:03

NEREYE GİDİYOR, BU TÜRK GENÇLİĞİ;

Son yıllarda eğitimimizin kendini yeni nesil jenarasyona göre güncelleyememesi, okullardaki ahlak derslerinin gericilik ve yobazlıkla itham edilmesi, her türlü etik kuralların merkezi olan dinin öcü olarak görülmesinin ardından gelen gençlik özgürcü, hatta sonsuz hürriyeti asılan bir gençlik olmakta. Tabi ki bütün bunları yazarken aile içinde bir takım kuralları işleyen insanlarımızda yok değil.

Yüzyıllar boyunca gittikçe yozlaşan ve millî olmaktan uzaklaşan değerlerimiz, artık özüne, aslına kavuşmalıdır.

Günümüz dünyasında, tüm toplumun barış ve huzurunu engelleyen önemli bir sorunu var; “AHLÂKİ DEJENERASYON” Yaşanan dejenerasyon dürüst, ahlak, merhamet, namus erdemlerini yok ederek, Avrupa’da büyük ölçüde hakim olan ahlak dışı bir hayat felsefesi edinmeye yönlendiriyor. Dejenerasyonun topluma kazandırdıkları ise psikolojik çöküntü, saldırganlık, küfür, davranışta sınır tanımama, utanmazlıkların sınırsızlığı, sapık ilişkiler, uyuşturucu kullanımı, kumar şiddet, asilik, özetle her türlü ahlak dışı davranış olarak bize geri dönüyor.

İnsan nedir, mahiyeti nasıldır, maksadı ne olmalıdır? Bu soru hemen cevap bekler geciktirilemez ve geçiştirilemez. Çünkü her insan için en değerli olan şey, kendi varlığıdır ve çocuklarıdır. Her insan anlamlı olmak ister. Her anne baba çocuğu için en iyi şartlarda eğitim almasını, en iyi şartlarda yetişip yaşam sürmesini ister.

Günümüz toplumunda, bazı gençlerin durumu incelenince, ortaya sağlıksız ve dengesiz genç toplumu çıkıyor. Sözüm yalnızca saygısızlara… Ne zaman bir aileyle karşılaşsam ve ya bir kişiyle görüşsem yeni neslin davranışlarından yakınmaya başlıyor. Toplumdaki ortak şikayet aynı. Ülkemizin kanayan ve gittikçede büyüyen yarası gençlerimizin tutum ve davranışlarını kimse beğenmiyor. Haksızda değiller tabi ki. Görebildiklerimiz bizi bu kadar rahatsız ederken ve korkuturken kim bilir, göremediklerimiz bizi nasıl etkiler. Toplumumuzun gençlerinin büyük çoğunluğu amaçsızca ve adeta bir boşluk içerisinde yaşıyor.

Aslında her dönem gençler eleştirilmiştir ama şimdiki bazı gençler insana “ bu kadarı da pes doğrusu” dedirtiyor. Bilgi konusundaki hatalar affedilebiliyor ama ya işin içine saygısızlık, terbiyesizlik giriyorsa kesinlikle hoşgörü beklenemiyor. Gençlerin umursamaz tavırlarına her an her mekânda rastlamak mümkün.

 Her nedense otobüslerde dışarıyı seyretmeyi pek seviyorlar. Çünkü yer beklentisi olanlarla göz göze gelmek istemezler. Garip giyinenler, garip saç stilleri ile artık bazıları uçmuş bir haldeler. Küfürlerin havada uçtuğu, ahlaksız görüntüleri her yerde her köşede görmek, duymak hiçte zor olmuyor.

Ruh sağlığı için zararlı şov programlarında şiddet ve kavga görüntülerinin, ahlak dışı sahnelerin, saygısızlıkların dozajı gittikçe artmıştır. Bu tür programların izleyicilerin, gençlerin ruh dengesini bozduğunu suç işleme, intihar etme gibi fiillere eğilimli hale getirdiğini ifade ediyorlar. Lafa gelince herkes vatanını seviyor. Ama batılı ülkelerin sömürgesi olduk, fakat farkında değiliz. Madem Türk’üz , Türkiye’ de yaşıyoruz neden Türkçe müziklerimize, türkülerimize hasret kaldık. Hatta Türkçe konuşanları özler olduk. Yaşam tarzlarımız tıpkı batılılar gibi oldu. İşte biz türkleri savaşla değil ama gençlerimizle yıkmaya başladılar bile. Duygularına, davranışlarına egolarına sınır konulmayan toplum haline geldik. Herşey bireyden başlayarak yayılarak, bilinçli bireyler olmaktan geçer.

Gençlik sorunlarının temelinde aile içindeki iletişim problemleri vardır. Eğer bir ebeveyn çocuğuyla güçlü ve güvenli bir bağ, sevgiye dayalı iletişim kurmazsa, gencin arkadaşları içindeki, toplum içindeki endişe edeceği birşey yoktur. Güvenli bağ kuramayan, suçlanmaktan, eleştirilmekten kaygı duyan gençler anne ve babalarına problemlerini anlatamazlar, kaçarlar, yalan söylerler. Bu iletişimin en önemli sebebi anne babaların çocuğu dinlememesidir. Çocuklarımızla iyi geçinmek demek, onların her istediğini yapmak demek değildir.

Terbiye, saygı ta ki anne karnında başlar. Çocuklar sevgi gördüğü kadar sevgi gösterebilmeyi,güven duyduğu kadar güvenebilmeyi, Kabul edildiği oranda Kabul etmeyi öğrenir. Yani ebeveynlerini örnek alır. Şikayete gelincede çok kolay eleştiriveririz.Sanki bu çocukları uzaydan ufo getirip kapımıza atıp gitmiş. Onlar bizim eserimiz, bizim meyvelerimiz. Bizimle aynı evi paylaşan, bizimle nefes almayı öğrenen, hatta bizi örnek alan çocuklarımız.

Gençlerimizi , çocuklarımızı eleştirmeden once kendimizi mercek altına alarak başlamalıyız. Ailenin tüm bireylerinin ortak sorumlulukla uyacağı kurallar koyarak bu kuralları koyarken her bireyin görüşünü almak gerekir ve bu kurallarada ebeveynlerinde uyması gerekir. Bir ebeveyn çocuğuna alkol alma sigara içme derken, kendisininde çocuğuna en iyi şekilde örnek olması gerekir. Çok geç olmadan bu sebeple çocuklarımızın bu tür ortamlardan kurtulabilmesi ve sorunları bir çözüme kavuşturabilmesi için hepimizin ortak problemleri olan bu önemli konuda bir olması gerekli.

Bu çocuklarımızın bazılarının uçucu madde, hap veya uyuşturucu bağımlısıda olabildiklerini kimi zaman trafik ışıklarında, kimi zaman sokaklarda , caddelerde tehlikelere maruz kalan, madde kullandıkları zamanda kendileri tehlike haline gelen , sayıları gittikçe artan çocuklarımız..

Bu nedenleri araştırarak, sorunların köküne inerek çözüm gerektiğini, sadece çocuğu toplumdan soyutlayıpta tedavi ettirerek bu işin neticesini elde etmemizin pek mümkün olmadıgını,çocuklarla birlikte ailelerinde eğitim ve sağlık boyutuyla değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Tüm gençlere sesleniyorum” gelecek sizlerin olacak. ilerideki yaşayacağınız dünya; bu günden onu nasıl şekillendireceğinize bağlı. Bizlerin devir aldığımız ahlakla, terbiyeyle bu vatanı sizlere devrediyoruz. Sizlere bırakılan bu ülke kürtürel bir mirastır. Şu anda zor bir sınavdan geçiyorsunuz ben hiçbiriniz için ümitsiz değilim sizlere inanıyorum ve güveniyorum.

Yüzyıllar boyunca gittikçe yozlaşan ve milli olmaktan uzaklaşan değerlerimiz, artık özüne, aslına kavuşmalıdır. Umarız bu gidişat birilerinin uykusunu kaçırır ve geleceğimizin teminatı dediğimiz gençlerimizi içinde bulunduğu garip durumdan kurtulur.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 7 yorum yapıldı.
    YAZARLAR