21 Eylül 2017 Perşembe

Kadir YAVUZ / Ajans32

Yeşil Bursa Denecek Kadar Var Hani...

20 Temmuz 2011 Çarşamba 11:28

YEŞİL BURSA DENİLECEK KADAR VAR HANİ…

 

Çoook eskilerde kaldı sanıyorum, Bursa’ya gittiğim. Her şehir değiştiği gibi Bursa’da değişmiş ve hem de nasıl bir değişme! Gezince anladım, o büyük değişimi.

 

Çok sevdiğim bir arkadaşım otogar’dan geldi, aldı beni! Kovuk Çınar denilen bir semtte, bir lokantada paça içirdi. İşyerine gittik… Elazığlı olduğundan memleketi konuştuk. Eskilere gittik. Öğlene doğru, beni Ulu Camii yakınına bir yere bırakmasını söyledim. Oradan bir başka arkadaş gelip beni alacaktı.

 

O arkadaş, dediği saatte geldi beni aldı… Çocuklarımın arkadaşı ama sanki benim mahallelimdi, sanki benim çocukluk arkadaşımdı. Evinde misafir etti. Ertesi günü dönecektim. Bir yazar arkadaşımı ziyaret edeceğimi söyledim. O dost insanla görüştüm. İlk defa tanışıyordum ama yıllar yılı tanıştığım insanların işyerlerinde o sıcaklığı teneffüs edemedim… Ondaki gördüğüm dostluğu inkâr edemem.

 

Beni, dostum o adrese götürdü… O insanla 3-5 saat görüştüm, konuştum. Görüşmemden sonra, beni bıraktığı yerden, geldi aldı. Akşam gönderinceye kadar gezdik. Bursa kebabı yedik. Uludağ’a az tırmandık. Az dediğim yine meşhur tarihi çınarın olduğu yer vardı oraya kadar çıktık.

 

Uludağ deyince geçmişten aklıma bir anım geldi… O olayı yeri gelmişken sizinle paylaşayım… Kendi aracımızla, ailece geçmiş bir zamanda, Bursa’ya geldik. Bir otele yerleştik.  20 yaşlarında filanım… Çekirge’de bir otele yerleştik. Bir gün dev teleferikle Uludağ’a çıktık… Orada eti alıyorsun, mangalı alıyorsun… Kendin Pişir, Kendin Ye usulüyle bir güzel karnını doyuruyorsun. O güzelliği o gün yaşadık. Ağustos ayı olmasına rağmen o yükseklikte üşüdüğümüzü söylesem inanır mısınız?. Mangal sonrası yeşillikleri seyrederken, yanımızdaki insanlarla selamlaştık. Konuşuyoruz, kendileriyle… “Nerelisiniz” dediler, bizde Elazığlı olduğumuzu söyledik. Adamcağız dedi ki: “Yeni emekli oldum. Öz be öz Bursalıyım ama Uludağ’a çıkmamışız… Çocuklar, baba n’olur bizi Uludağ’a götür, şimdiye kadar görmemişiz, orayı görelim, dediler. Onlara bir ilki yaşatmak için geldim. Size baktım da, o kadar uzak yolları aşıp gelmiş, Uludağ’a çıkmışsınız. Bizim kendi memleketimizde ancak bugün emekli olduktan sonra gelip, görebiliyoruz.” Uzatmayalım.

 

Bunlar o gün için bize heyecan veriyordu… “Vay be, adam Bursalı… Uludağ’ı görmemiş” diyorduk. Oysa gayet normal… Şimdi ben Elazığlıyım ama Hazar Dağı’na çıkmamışım. Fakat Isparta’ya geldim yerleştim. Geldiğim yıldan beri Davraz Dağı’na 8-10 defa çıktım. Tabii bizim Hazar Dağı o derece karla örtünmüyor. Davraz Dağı’nda çok zaman Haziran ayında, Temmuz ayında kar görmek mümkündür. Uludağ’ın özelliğiyse o yükseklikte bir dağımızın hemen hemen olmayışıdır. Yükseklik olarak Ağrı Dağı, Erciyes Dağı yüksektir ancak Uludağ’ın kendine has özellikleri vardır. Otelleri, kayak merkezi, tekli ve büyük teleferikleriyle bambaşka bir havası vardır… Hemen altındaki çekirge semtinde de, sıcak sulu kaplıca otelleri meşhurdur.

 

Ben her ne kadar o doyumsuz yeşilliğe sahip Bursa’yı gezdim dolaştımsa da; benim esas önem verdiğim dostluklar, arkadaşlıklardır. Benim Elazığ’dan tanıdığım, çok eski bir dostumu ziyarete gittiğim, onunda Elazığ’da olduğunu duyduğum, selam bıraktığım ve geldiğinde de aramasını hatırlattığım biri vardı ki; ben sanıyordum ki, geldiği gibi telefona sarılır, beni arar ve mahcubiyetini bildirir… Ama ne gezer! Kahroldum. Ya o Isparta’ya geldi… Ben nasıl oldum, dünyalar benim olmuştu, sanmıştım o zaman… Çocukluğunu bilirim. Ama bu insanlar niye bu kadar vefasız oldu, anlayamıyorum.

 

O kadar kendini yıpratma… Sende öleceksin. Ne olacak, dünyanın parasını kazansan ne olacak… Bırakıp gideceksin.

 

Nasıl anlatmalı bu insanlara varlığımızın sebeplerini, bu dünyadaki geçiciliğimizi ve azalan süremizi ve de giden her gün, kesemizden gidiyor.

 

Bir gün gelecek, sizin çevrenizdekilerden bir tek kişi kalmayacak. Yine biz yanında olacağız belki… Belki diyorum ama yaptığından sonra da, pek içimden o arzu ve istek gelmiyor… Niye yalan söyleyeyim.

 

Yalan borcum mu var?       

 

          

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR