25 Eylül 2017 Pazartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

Yolların Acımasızı...

26 Temmuz 2011 Salı 12:19

YOLLARIN ACIMASIZI…

 

Sen elinde testi, yola çıktın mı? Bir yolcuya su verdin mi? Kâbe yoluna düşmüş bir şeyhin, abdest almasına yardımcı oldun mu? Sabır ister, o günkü şartlardaki o yol!

 

Yol deyince, aklıma gelmişken hemen hatırlatayım. Onur Ercan Kardeşimle yol üzerine bir sohbete daldık. Bir şeyler söylemişim ben! O da “Kadir Ağabey, Mevlana gibi döktürdün.” Dedi. Bende “Hayırdır, kardeşim ne demişim ki!” deyip şöyle bir yazdıklarıma doğru döndüm… Gerisin geriye baktım. Aşağıdaki sözümü hemen deklanşöre ettiğini ve bir an bu konuyla ilgili yazı bile yazdığını haber verdi. Söz şuydu: Sen yürü... Yol arada bir çakıllı taşlı olsa da; sana sıfır asfalt gibi gelir o yol... Yolların en acımasızı, geçilmezi bile yolcuya yenik düşenidir.

 

Bende, kendime göre bir yazı yazdım. Yola kendisini vermiş, bir şeyhin yanında hacca giderken yardımcısı olması için verilen görevli dervişle ilgili bir hikâye geldi aklıma… Onunla ilgili bir şeyler yazdım. Şeyhin yanında görevlendirilen derviş, genç ve henüz çok toy! Özellikle yanına görevlendirilirken çok konuşmaması için tembihte bulunulmuş. Derviş, yola yenik düşer… Şeyh, abdest alırken; genç derviş, testiyi tutarken birkaç kelime konuşur. Sınavı kaybeder, derviş.  

 

Sen yürüsene… Sus! Gündüz sus, geceye konuş… Güneşe sus, aya konuş… Sus sadece yürü… Yolu zor bilme… Aşarsın aşılmaz sandığın her yolu… Dilinden duanı düşürme yeter ki! Sus, konuş denilinceye kadar sus! Sana sorulandan başka şeye cevap verme! Hep gevezeliğimizden kaybediyoruz. Günümüz insanı çok konuşmaya meraklı… Her konuda konuşuyor… Sormadan konuşuyor. Yine derviş yol boyunca konuşmamış. Vardığı yerde, sorulandan bir fazla cevap verince tılsım bozulmuş. Hani tembih edilmiştin… Konuşmayacaktın… Niye söz dinlemedin. Kim kimi dinliyor ki, o da kendisine söylenileni dinlesin.

 

 Dereyi nehir gören, kum tanesini kaya parçası gören göz; yeşilin ve mavinin doğaya kazandırdığı güzellikleri fark edebilir mi? Derviş, şeyhin gözündeki güzellikleri nasıl fark etsin. Dil de, göz de; yol kadar acımasız oluyor bazen! Yol bitiyor belki ama yaşananlar unutulmuyor… Yol boyunca yaşananlar unutulmuyor.

 

O zaman ben derim ki: Arkadaşım, dereyi görmeden paçayı sıvamayalım… Yola çıkmadan, yol arkadaşımızı iyi seçelim… Yolu önceden tespit edelim. Nasıl bir yola gideceğiz. Yol çetin mi, çetrefilli mi, eziyetli mi, çakıllı, taşlı mı? Yolu bildin mi, o yol sana vız gelir.

 

Her yola, her kişiyle gidilmez. Ne yol biter, ne de yaşayacağın sıkıntılar biter.

Büyüklerimiz yola çıktığınızda aranızdan birini mutlaka kılavuz seçin. Yani, yolun sorumlusu o olsun. Ona itaat edin. Onun kararlarına uyun.

Uyum içinde gideceğiniz her yol neticeye ulaştırır, sizi. Birde sabırlı olmayı bilin. Elde etmek istediğiniz şey nedir? Yoldan kastınız ne? Yola niye çıktınız, niyetiniz ne? Niyet çok önemli… Elbette niyet sonrası samimiyet istenir.

 

Bunları uygular, yola çıkarsınız… Vardığınızı görürsünüz.

Şaşkın ördek gibi davranır, telaşa kapılırsanız. Sağa mı dönecektik, sola mı dönecektik filan derken Temel’in karısının cenazesinin başına gelen sizinde başınıza gelir.

Aman, direğe dikkat edin...

 

Temel’in eşi vefat eder… Cenazeyi yıkar, kefene sarar, tabuta yerleştirirler. Cenaze namazının kılınması için camiye götürmek üzere tabutu sırtlarlar. Tam evin önündeki yokuştan aşağı inerken sola dönülecektir. Cenazeyi taşıyanlar biraz hızlı olduğundan dönüldüğü an hemen yolun üstündeki direğe çarparlar. Cenaze yerinden fırlar. Bir an temel’in karısı kalkar oturur. Herkes sevinç içinde eve dönülür.

Aradan tam bir ay geçer. Temel’in karısı yine ölür. Bu defa yine aynı şeyler yapılır. Tabut taşınırken, tam direğin yanına gelindiğinde; Temel arkadan seslenir: “Direğe dikkat edin.”

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR