23 Ekim 2017 Pazartesi

Nagihan ÇELİK / Ajans32

Zamana İmza Atmak

07 Mart 2017 Salı 11:16

Zaman çözülmezinde, molasız maratondur ömür. Savrulup giderken sonsuzluk iklimine, her gün biraz daha sona koşmaktır. Hazıra dağ dayanmaz derken büyükler, en gerçek hazinemiz ömrü unutmuş olamazlar. Peki ya sayılı gün çabuk geçer derken, yalnızca dünya hasreti mi kast edilmiştir, sanmıyorum.


Elimizi uzatmadan hazırdan kullandığımız tek dağ nefeslerimiz. Kimimizin ki dağ, kimimizin ki minik bir tepecik. Belki de sadece  bir yükselti. Emip tüketiyoruz ara vermeden.


Sayılı olduğu halde saymadan kemiriyoruz hayat takvimimizi. İnsan olmanın en büyük alametidir iz bırakmak. Zamana imza atmaktır kalıcı eserler bırakmak. Kaybolup giden mezar taşlarındaki isimlerden olmak veya kaybolup giden zamanda kaybolmayan değerlerle desenlerde kalmak. Yüreğiyle yönelir, gönlüyle şekil verir bazı insanlar. Kalıcı olmak gayretidir, insanı farklı kılan.


Zaman nehrinde yosun tutmayan eserler kalıcı olur. Onlara ömür verenlerde gerçek sanatçılar. Üzerine düşen gölgelerden, güneşe çıktığında karanlıktan arınmak gibidir yenilik. Başkalaşmak, değişmek değil. Tazelenmek, yenilenmektir özünü kaybetmeden, zamanın gerisinde kalmamak.


Kötülük er geç unutulur, silinmeyen izlerle kalan iyilikler için çabalayanlar iyidir. Tecrübe, yaraların kabukları döküldükten sonra ki sevimli izlerdir. Acısı kalmaz, derin bir tadı olur.


Yüreği gönül yapan demidir. Su ve çayı demleyen ateş, gönlü demleyen ise sevdadır. Gönülde olan ya sevgilidir, ya da nefret edilen. Biri abat eder, diğeri öğütür. Gönlümüzün selameti için merhamet edelim kendimize. Orada nefret ve nahoş duygu barındırmayalım.


Geleceğe uzanırken, geçmişe iz bırakmak için çabalayanlar değiştirir dünyayı. Mimar Sinan 'ı kaldırsak mekanda nasıl bir boşluk oluşur. Dede Efendi' yi, Goethe ' yi, Mozart 'ı silsek tarihten, boşluklarına kim bilir ne kirli ruhlar sinişir, toplumu yozlaştırmak adına. 


Fen ve bilim kadar zaruri sanat ve edebiyat. Şiiri, şarkıyı, resimi, heykeli ile ruhun incecik detaylarından hayata nefes sunmak. Güzelleştirilmiş dünyada, güzel kalmak daha kolay. Çirkine boğulmuş zamana, uçarak geçişimiz de alabildiğine tüketici olmaktan kaynaklanıyor. Mermere desen yaparken sıkılmayan atalardan, makarna pişirmeye sabredemeyen nesiller nasıl meydana geldi düşünmek lazım. Bunun için özel projeler üretilip uygulandığını görüp kabul etmek gerekir.

Dünya da hiç bir değişim tesadüfi değildir. Emeksiz sonuç alınmaz.


Zaman hızla tükeniyor, uzanıp imza atmak için yorulup terlemeli. Uykusuz, aç, susuz kalmalı ama çirkinliklere fırsat bırakmamalı. Çirkin ruhlular, çirkin oyunlar için hiç dinlenmiyorlar zira. Sonradan ah vah edecek zaman ve zemin olmayabilir. An şimdi, can şimdi, elimizdeki tek var, şimdi.


Bu günü düşünürüm, dün bitti yarın var mı,

Gençliğe de güvenmem, ölen hep ihtiyar mı...

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 4 yorum yapıldı.
    YAZARLAR