26 Eylül 2017 Salı

Kadir YAVUZ / Ajans32

Ziyaretlerim...

03 Nisan 2012 Salı 19:54

ZİYARETLERİMDEKİ RANDEVU HASSASİYETİM VE BEKLENTİLERİM.

 

GEÇEN HAFTA, İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRÜ ABDULLAH KILIÇ’I ZİYARETİM…

 

GÜL SEVDALISI, ISPARTALI ŞAİR ZEKİ ÇELİK BEY’LE Gülbirlik ve BAKA’NIN GENEL SEKRETİ TUNCAY ENGİN’İ ZİYARETİMİZ…

 

HAFTA BAŞI, İL EMNİYET MÜDÜRÜ AHMET ZEKİ GÜRKAN BEY’İ ZİYARETİMİZ.

 

İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdullah Kılıç’ı ziyaret ettim. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve İl Halk Kütüphanesiyle ilgili köşe yazımı benden istemişlerdi. Hem onu vermek ve hem de kendilerini bir ziyaret etmek istemiştim. Her ne kadar devamlı ziyaret ettiğim kütüphaneye inerken veya çıkarken karşılaşıyorsak bile bu ziyaretimizi tamamlayıcı bir unsur değildi. Toplantıları vardı. Toplantı bitimi ve ardından kendileriyle görüşme talebimi ilettiğim saat 18.00 gibiydi. Yoğun bir toplantı trafiğine rağmen, beni hemen kabul etmişlerdi. Bir saate yakın konuştuk. Yapılanlar ve yapılacaklar… Isparta’ya kazandırılanlar ve kazandırılacaklar.

Benim üzerinde özellikle durduğum, turizm adına yapılanların dışında, kültür adına neler yapılabilirdi. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün bu koca binasında nasıl bir yol kat edilebilir. Şehre kendisini adamış, eserler vermiş şair ve yazarlar; bu hizmetlerin neresinde olacaklar, yarışa nereden katılacaklar, nerede koşacaklar.

Saat 19.00’da müsaade istedim, ayrıldım.

O haftanın son günü dâhil dolu dolu ziyaretlerle geçirdim. Dönem dönem araya sıkıştırdığım protokol görüşmelerimde olur. Onları yapacağım bir anda Eski Göller Bölgesi Şair ve Yazarlar Derneği Başkanı ve şimdilerde İlesam Isparta Temsilcisi olarak faaliyet gösteren Ispartalı Şair Zeki Çelik Bey’i gördüm. Bir ara seninle Gülbirlik’e ve Baka’ya gidelim demişti. Hemen haftanın son gününe bir program yaptım. Kendisini aradım, görüştük.

Gülbirlik’e gittik. Genel Müdür yoktu. Olmayınca, Genel Müdür Yardımcısı Nafiz Bey’e geliş sebebimizi ve ziyaretimizin maksadını izah ederek oradan ayrıldık.

Baka’yı aradım. Baka’nın Genel Sekreteri Tuncay Engin Bey yerinde yoklardı. Sekreterine not bıraktım. Randevu talebimi iletmelerini söyledim. Telefonumu verdim.

Aradan bir saat gibi bir zaman geçmişti. Nereye gidelim filan diye düşünmüş, Emniyet müdürüne gitmeye karar vermiştik ki; oraya da gittiğimizde, Emniyet müdürümüz yoklardı. Tam oraya randevu talebimi izah ediyordum ki, Baka’nın Genel Sekreteri bizzat kendi telefonuyla beni arıyor, görüşmeye beklediğini söylüyordu.

Ne kadar güzel bir şey! İncelik, bir centilmenlik örneği! Bazen telefonumu verdiğim ve kendileriyle görüşme talebimin olduğunu söylediğim nice kişilerden ses çıkmadığını görür, üzülürüm, tam tersi böylesi bir centilmenlik anında da seviniyorum. Ne kadar yoğun olursa olsun, bir şekilde nazikçe görüşememe nedeninizi bildirebilirsiniz.

Baka’nın Genel Sekreteri Tuncay Engin Bey’i bu ikinci ziyaretim. Baka’nın çalışmalarıyla ilgili ve Isparta Festivalleriyle ilgili Anti Parantez adlı eserimde dile getirdiğim yazılarımı birlikte okuyarak paylaştık. Dikkatlice dinlediğini, her satır sonundakini olurlarını pür dikkat izliyordum.

Tuncay Bey, kalem sahibi biri! Hâlihazırda bir dergide yazıları yayımlanıyor. Onu kendileriyle paylaştık. İyi bir yazar ve üstelik iyi de bir şairdi. Şiirlerini paylaştık. İnceliğinin nerden geldiğini tespit etmiştim. Yazar olduğundandı, biz yazarlara değer verişi.

Mesai bitimiydi… Bu güzel insanla uzun bir sohbetten sonra vedalaşmış, eve gelmiştim ki; telefonum çaldı. Emniyet Müdürünün sekreteri arıyordu… “Müdür Bey, pazartesi saat 10.00’da sizi bekliyor” diyordu. Aynı gün ikinci bir nezaket örneğiyle karşılaşıyordum.

Belki çok önemli bir şey değildi ama ben mi bu tip şeyleri bu kadar abartıyorum, diye düşünmüyor da değilim yani! Ama öyle değil çok çok çok önemli ve hem de çok önemli şey! Yapılması gereken şey bu işte!

Hafta başı, randevum üzerine emniyet müdürlüğüne gittim. Zeki Bey beni makamda bekliyordu. Kendilerini ziyaretimde gecikmiş olduğumu, özürlerimi bildirdim. Bazen göreve yeni başlayanlara anında giderim, bazen de ziyaretimde gecikirim.

Aslında bu defa ki ziyaretimin sebebi geciken kitaplarım oldu. Elim boş gitmeyeyim diye düşünmüş, kitaplarımın basımdan gelmesini beklemiştim. Ancak, onların gelişi de bir hayli uzun sürmüştü. 2-3 defa basım tarihlerini değiştirmek zorunda kaldığım 3 eserim nihayetinde, geldi de bende rahatladım.

Kitaplarımı Emniyet Müdürümüz A.Zeki Gürkan Bey’e takdim ettim. Zeki Çelik Bey’de birkaç eser getirmişti, onları takdim ettiler. Polise yazdığı bir şiirini okudu.

Karşılıklı memnuniyet duyguları içinde bazı faaliyetlerini de biz kendilerinden dinledik. “Kadına Şiddete Hayır” , “Yaşlılara Yapılan Toplum Destekli Çalışmalar” ve “İnternet Tehlikesiyle ilgili Uyarı Çalışmaları”

Hepsi birbirinden güzel ve gerçekten tebrike şayan çalışmalar ama kadınlarda güvence konusunda bir eksik var sanki dedim, Müdürüme ve şu iki hadiseyi anlattım…

“Çok yakinen tanıdığım bir esnafı ziyaretim sırasında eşi gerilerden geldi bana yöneldi, ağlaya ağlaya Hoca’m dedi; bu adam var ya, bu insafsız beni devamlı dövüyor… Yetmiyor, bundan yediğim dayak ardından kardeşleri dövüyor beni… Her gün, acımasızca beni dövüyorlar, gideceğim bir yer yok diye, dayağı sineme çekiyorum, ağladığımla sızlandığımla kalıyorum… Oturuyorum, oturduğum yere!”

Bu kadıncağız, gerek korkusundan ve gerekse gidemeyeceği yer, yüzünden dayak yemeye devam ediyor… Kocasının kahrını çekiyor.

Bir başka tanıdığım kadıncağız… Hüngür hüngür ağlayarak anlatıyor

“Her gün acımasızca kocam beni dövüyor. Yıllarca, çocuklarım için dayağına katlandım. Ayrıca anneme babama veya başkaca bir yakınıma gidemedim. Beni tehdit ediyordu. Bir yere gidersen, seni öldürürüm. Ailemde güçsüzdü. Fakir ve yaşlılardı. Beni koruyamayacaklarını bildiğimden gitmeye cesaret edemiyordum. Bir ablam vardı, onunda eşi onu dövüyordu. Nasıl gidebilirdim ki? Bana bakacak yürekli bir adam bulsaydım inanın dünyanın öbür bucağına kaçar, bu canavardan kurtulurdum ama yok öyle biri! Çıkmadı karşıma! Şikâyette edemedim. Adliyenin içinde ayrılmak istediğinden, şikâyeti nedeniyle bıçaklanarak öldürülen kadıncağızların hâlini görünce kaderime razı olup oturuyorum, oturduğum yerde! Kime şikâyet edelim, kime gidelim… Çaresizim Hoca’m!”

Sayın Müdürüm, şiddeti yaşayan ve şikâyetçi olmayan bizzat yaşadığım iki örnek ve bunun gibi nice örnekler var, dedim.

Sustuk… Bu sadece benim bildiğim ve belki bilmediğimiz daha nice yaşananlar var.

Müsaade isteyip, kalktık.

Devlet var… Devletin birimleri bizim için var… Emniyet var, Adalet var… Ama dayak diyen kadıncağızlar hâlâ var… Şikâyet edememekteler.

Bir güvensizlik var… Bir korku var.

Ve o nedenle de, dayakçıların attıkları dayaklar kendilerine kâr kalıyor.

O dayakçılar hâlâ varlar.  

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR