26 Eylül 2017 Salı

Hasan Hüseyin AKAGÜNDÜZ / Ajans32

Büyümezsek Küçülürüz...

18 Mayıs 2017 Perşembe 15:27
Hizmet sektöründeki küçük yada orta ölçekli işletmelerin temel prensiplerindendir bu başlık. Özelliklere AVM adlı canavarlara karşı direnç gösterebilmenin bir yoludur.
 
Aslına bakarsanız köy bakkalı yada mahalle bakkalı dediğimiz işyerleri bizim her aradığımızı bulduğumuz, paramız olmasa da ihtiyaçlarımızı veresiye tedarik ettiğimiz dükkanlardı. Seçenekleri kısıtlı da olsa temel maddelere ulaşmak mümkündü. Zaten pek çok gıda maddesinin adı da belliydi. SANA yağı istersiniz, bakkal bulunan markayı verirdi. Meyvasuyu istersiniz TAMEK sunulurdu. Pamukyağı isterdiniz ÇİÇEK yağı verilirdi. Kimse de BUNU İSTEMEDİM demez, evine götürür, ihtiyacını giderirdi. AVM ve marketler çeşitlerini ve seçeneklerini artırarak tüketim ekonomisine hız kazandırdılar. Üstelik satış teknikleri de devreye girince görsel hitabet satın almaları hızlandırdı. Köyün bakkalı bile etkilendi ilçedeki marketten-AVM’den. Büyüyemeyen ya iflas etti yada vazgeçti esnaflıktan. 
 
Ama BÜYÜMEZSEK KÜÇÜLÜRÜZ cümlesi bugünlerde siyasi bir söylem olarak dillere düştü. Nedendir- neyi ifade eder- hangi maksatla söylenmiştir tabii ki söyleyene de sormak gerek ama bildiğimiz ve bize anlatıldığı kadarıyla Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kimsenin toprağında gözü yoktur. Kimsenin de topraklarımıza göz dikmesine tahammülü yoktur. Umarım ki söyleyenler; kendi siyasi oluşumlarında bir büyümeden söz etmişlerdir. Ekonomik gelişmişlikten söz etmişlerdir. Sağlıkta yapılanmadan söz etmişlerdir. Güvenliği yaygınlaştırmaktan söz etmişlerdir. Eğitimin niteliğini yüceltmekten söz etmişlerdir. Yaşama hakkı ve alanından söz etmişlerdir. 
 
Dünyanın efendisi falan değiliz. Böyle ucu açık ve değişik yorumlamalara sebebiyet verecek açıklamaların zamanı olmadığı kanaatindeyim. Bölgede belirgin bir ağırlığımız var ve bunu görmeyene göstermek, hissetmeyene hissettirmek gibi bir vizyon oluşturmalıyız. Bunu da kafa tutarcasına-meydan okurcasına olmadan göstermeliyiz. Bunu Osmanlı Döneminde de gördük, büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Kâbe-i Muazzama için gönderdiği haberde de.. Biz medeniyetlerin beşiğindeki bir ülkeyiz, kimse bizi görmezden gelemez-yok sayamaz. Bizim olmadığımız bir masa başı çözüm de üretilemez. Ama bunun yolu da akıldan geçer. 
 
Tüketim ekonomisine teslim olmuş yapımıza bir çeki-düzen veremezsek eğer; bırakın büyümeyi, tabii ki de küçülürüz. Hemen herşeyin yurtdışından temin edildiği bir devri yaşamak istemiyorum. Buna zemin hazırlayanlara da hakkımı helal etmiyorum. Biran önce derlenip-toparlanmalı ve bir politika belirlemeliyiz. Tarım ülkesi mi-sanayi ülkesi mi, ithal ürünler mi-yerli üretimler mi? Yediğimiz-içtiğimizden başlayıp-kullandığımız her türden alet-edevatı gözden geçirmeliyiz.  
Bu ülkede kazancı sebebiyle lüks yaşayan insanlara düşman falan değilim ama günümüz teknolojisi sadece onlara hizmet etmiyor. Tam tersine onların hayatlarını gözümüze sokuyor. Nefret duyguları oluşturmayacak bir yaşantı biçimi onlara duyulan öfkenin de önleyicisi olacaktır. Zira toplum çok çabuk tahrik oluyor. Adil devlet-adaletli paylaşım söylemleri belki de sırf bu insanların şaşaaları sebebiyle yoğun taraftar kazanıyor. 
 
KÜÇÜLMEYELİM AMA İÇİMİZDE BÜYÜYELİM.
 
Büyüyeceksek misak-ı milli sınırları dışındaki soydaşlarımızla büyüyelim. Ülkemiz içindeki birlik be bütünlüğü yeniden tesis ederek büyüyelim. Zafer her zaman Türk Milletinindir.
 
Ne Mutlu Türk’üm Diyene! 
 
* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR