25 Eylül 2017 Pazartesi

Hasan Hüseyin AKAGÜNDÜZ / Ajans32

Öylesine Bir Serzeniş...

16 Aralık 2015 Çarşamba 15:30

Biz halâ ders almayı öğrenemedik! Ne olup-biteni gözlemleyebiliyoruz nede sebep-sonuç ilişkisi kurabiliyoruz. Sanki üzerimize bir şey düştü, ucuz kahramanlık yorumlarına itibar eder olduk. Sanki kendi fikrimiz yok, sanki biz düşünemez olduk.

Yok şehirlerde bombalar patlıyor, yok ilçelerde sokağa çıkma yasakları uygulanıyor, yok öğretmenler bulundukları yerden hizmet içi eğitim bahanesiyle telefon mesajı marifetiyle uzaklaştırılıyorlar..

Belki sonuca yönelik anlamı zor algılanacak şeyler bunlar ama NEDEN? Geldiğimiz nokta hep bu soruyla yüzleştiriyor bizleri. Aslında yer küredeki konuma daha doğrusu konumumuza bir bakmak gerek. Sebep orada gösteriyor kendini. Bu konumun yer altı ve yer üstü kaynakları da birlikte düşünüldüğünde hareketliliğin sebebi bas bas bağırıyor aslında. Kasabın önünde gezinen kedi gibi bir sürü bölge asalağı uzanamadıkları ama kendilerinin olmasını istediği her şey için bahane bulup-saldırıdan geri durmuyorlar. Dışarıdan etkiyi göz önüne alıyoruz ama birde içeriden körükleyenler var ve biz bunu anlaşılır bulmuyoruz. Tarihi misyon birlikteliği öngörüyor diyenler yanılıyor zira bir zamanların birlikteliğinden bile endişelerim var benim. Dostane ilişkilere bile pek sıcak bakamıyorum. İnançlarım gereği insana ve insani değerlere duyarsız kalamıyorum ve devletimin de duyarlı olmasını istiyorum ama beni yok sayan ya da ihmal eden politikaları hazmedemiyorum.

Yüz ülkeyle vizeyi kaldırdık diyerek övünen siyasetin sonucunda ülkemize üşüşenlerin sayısını bilen yok. Buna, yıllardır Afrika ülkelerinden getirilip birçok ilimize sessizce yerleştirilen ve yaşayabilecekleri kadar ücret verilenlerle; Suriye'den gelen 2,5 milyon sığınmacıyı, Irak ve Afganistan’dan toplu olarak gelenleri de ilave edersek demografik yapımızın hangi ölçüde tehdit altına sokulduğu ortaya çıkacaktır. Yine; Ermenistan, Yunanistan ve Rumların saldırganlık ve düşmanlıklarına dost, uzak-yakın tabii müttefiklerimize düşman gözüyle bakacak hale gelinmesi tesadüf olabilir mi? Ben mi yanılıyorum ya da anlama güçlüğümü yaşıyorum?

Biz neler yaşıyoruz ve bunu niye yaşıyoruz? Artık herkesin doğru değerlendirmelerde bulunması, başka Türkiye olmadığı gerçeğini görmesi gerek. Vatanın bölünmez bütünlüğü ilkesine ençok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde değişik varyasyonlarla bizi birbirimizle düşürenlerin avuç ovuşturan bakışlarına fırsat verme zamanı değil, rest çekme zamanı. Çıkarları için sınır tanımayan güçlerin, güç kazandıkları kaynakların kurutulması ve kurtulunması zamanı.

Kim ne derse desin; Rabbim Türk Milletini öyle güzel bir coğrafyaya yerleştirmiş ki, daha güzeli de olsa umurumuzda değil. Bu vatan bizim, bu topraklar ilelebet bizim. Atalardan emanet ve de miras bu toprakları değil paylaşmak, hiçbir kullanım hakkı bile vermemek lazım. Uyruğu ne olursa olsun toprak satın almalara da artık dur demek lazım. Yavaş yavaş ve sinsice sahiplenmeler ileride başımıza iş açacak gibi görünüyor. Meseleye bir de bu açıdan bakmalı, İstanbul’daki arap rüzgarının yarattığı bölgesel etki diğer illere yayılmadan tedbirler genişletilmelidir.

Kimse bize ne, devlet büyükleri en iyisini bilir vb cümlelerle kenara çekilmesin. Bazen küçücük ayrıntıları görmek o adamların işi olmaz, bazen de işlerine gelmez. Bu devlet kişilerin tasarrufuna bırakılacak kadar ne küçük nede kudretsiz değildir.

İnançlarım komşularımın zor günlerinde yanında olmamı öğütlüyor ama kaçacağı yerde kalıp-vatan savunmasında yer almayışlarını da kabullenemiyorum. Can herkes için azizdir. Yarın heryer sulhe kavuştuğunda hangi yüzle geri dönecekler? Hiç sanmıyorum, zor, dönmeyeceklerdir. Yani talip olmadığımız bir ev sahipliğine batılı devletlerin zorlamasıyla zorunlu olmak içime

sinmiyor. Zira benim ülkemin insanına yönelecek yardım ve destekler onlara yönlendirilmiş durumda. Ne yalan söyleyeyim; BEN ÖNCE KENDİ GARİBİMİZLE İLGİLENİLMESİNDEN YANAYIM! Komşu ülkenin kaçanlarıyla değil ..

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR