22 Eylül 2017 Cuma

Bora TÜFEKLİ / Ajans32

Bu Şapkadan Tavşan Çıkmaz

15 Şubat 2013 Cuma 11:33

Öncelikle bir yanılgının altını çizelim; Türkiye’nin AB ile bütünleşme programının belirleyicisi Türkiye değil, AB’dir. Bu nedenledir ki; “Türkiye kendi değerleri ile AB’ye girmeli, bu süreçte direksiyon Türkiye’nin elinde olmalı” gibi düşüncesi olanlara tatlı rüyalar dilemek lazım.

Türk Yerel Medyası AB Yolunda seminerine katıldım. Seminerdeki tartışma konuları arasında sıklıkla dile getirilen bir ifade oldu bu; “Biz denetleyelim” ve “değerlerimizi kaybetmeden girelim”

Seminerde her ne kadar söz almak için girişimlerde bulunsak da zaman el verdiği için söz alamadık. Fikirlerimi buradan paylaşmak istedim.

Aslında şöyle bir soruyla başlamakta fayda var; “Türkiye AB’ ye girsin mi?” bu sorunun cevabını sormamız gereken yer; halk. Her fırsatta AB demokrasi getirecek, çağdaşlık getirecek diye zil takıp oynamadıkları kalanlar, ileri demokrasi naraları atanlar acaba neden bu konunun referandum ile halka sorulmasını gündeme getirmiyor? Yani hayatımızı bu denli etkileyecek bir süreç neden halka sorulmuyor?

Yapılan yüzlerce anket var konuyla ilgili; genel kanı Türk Halkı AB’ye sıcak bakmıyor… Hıristiyan kulübü diyen de var, dokumuz uyuşmaz diyen de… Kokoreçten vazgeçmem diyen de var… İşkembe yoksa yemişim AB’yi diyende… ama genel kanı AB’ye karşı hiçte sempatik değiliz…

Türkiye, uzun yıllardır AB kapısına bağlanmış durumdadır. Bu kapıdan ne içeri girebilirsiniz, ne de kapıdan uzaklaşabilirsiniz. Uyum sürecinde Türkiye’ye dayatılan konu ise AB ile değil, AB Kapısı ile bütünleşmektir.

Bu güne kadar AB kapısından kopamayan hükümetler, zaman zaman AB’ye sözüm ona sert mesajlar vererek halkın tepkisini sakinleştiriyor ama süreçten hiçbir şekilde de kopamıyorlar.

Yerel Medya açısından da AB konusu oluşturulan suni bir gündemdir. Çeşitli seminerler, etkinliklerle sevimli gösterilmeye çalışılan AB süreciyle ilgili halk tepkisini dindirmek açısından yerel medyanın önemini kavramış konunun uzmanları… Kendilerini tebrik etmek lazım.

Seminer konuşmacılarından Edebiyat dünyasının çok değerli ismi ve AB’ye karşı keskin fikirleri ile tanıdığımız Demirtaş Ceyhun’un oğlu Ozan Ceyhun, “Benim için AB demek, daha fazla demokrasi demek, daha fazla çağdaşlaşma demek” gibi bir ifade kullanmıştı.

AB ve o süreç, yıllarca bize demokratikleşme, zenginleşme, çağdaşlaşma diye anlatıldı. O sevdanın yolcuları da bugün hala aynı masalı anlatmaya devam ediyor.

AB’nin Türkiye için zenginleşme, demokratikleşme ve çağlaşma anlamına gelmediği ortadır.

AB, Türkiye’yi ulus devlet olarak içine almaz, alamaz… Türkiye’nin AB’ye girmesi için ulus devleti lav etmesi gerekmektedir ve bütün çaba da bu yöndedir. Ama, Türkiye AB ile bütünleşmeyecektir. Bu son derece açıktır…

Bunun sebeplerini uzun uzun başka yazılarda anlatabiliriz. Ancak, şimdilik şunu söylemekle yetinelim;

Boşa uğraşmayın efendiler… Bu süreç sağlıklı bir süreç değil, bu süreç Türkiye’den yana bir süreç değil…

Ve son söz; Boşa uğraşmayın efendiler; olmaz, olmaz… bu şapkadan tavşan çıkmaz…

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
    YAZARLAR