Tebessüm

Gökhan TÜZÜN

Şimdi çayınızı, kahvenizi alıp arkanıza yaslanın.

Ya da gününüz çok yoğun mu geçti?

Sevdiğinize, eşinize mi kızdınız?

Yoksa gün, sizin için henüz yeni mi başlıyor..

Aşağıdaki minik hikayeleri okursanız, belki biraz “tebessüm” edersiniz..

 

Ayhan Gösterit isimli arkadaşımın ilkokul 2. sınıfa giden oğlu Eren'e sınavda sorulan bir soru şu şekildedir.

Soru: Okulumuzda eğitim-öğretimin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?

 a) Okul kurallarına uyulmasına

 b) Okulun yeni olmasına

 c) Okulun sağlık ocağına yakın olmasına

Eren’in cevabı: C  (Çünkü okumakta oldukları okulun hemen yanı başında bir sağlık ocağı var).

“Eren” babasına kendini şöyle savunmuş:

“Ben hasta olunca beni sağlık ocağına götürüyorsun ve okula gitmiyorum ama hemen ilaçlarımı içip, kısa zamanda iyileşip, okuluma hemen geri dönebiliyorum.”

Bu yüzden cevap bana göre “C” :)

Ya size göre cevap ne ???

Bir başka arkadaşımızın 1. sınıftaki küçük kızı Eda’nın başına ise şöyle bir olay gelmiş;

Öğretmen her zaman ki gibi sınıfa girmiş, bir önceki gün vermiş olduğu ödevlerin yapılıp yapılmadığını kontrol etmiş, sınıfta 1 kişi dışında hiç kimse ödevlerini yapmamış, ya unuttu “küçük melekler” ya da yapamadılar..

Öğretmen, biraz ses tonunu yükseltip, başını öne arkaya sallayarak:

“Sizlere çok sinirlendim ama bu sefer kızmayacağım”, sizler “arkadaşınıza (ödevini yapan öğrenci) dua edin..” demiş.

Öğretmenin bu sözünden sonra sınıfta 1-2 dakika bir sessizlik olmuş ama daha sonra doğal çocuk davranışlarını göstermeye devam etmiş “küçük melekler..”

Bu arada Öğretmen masasında galiba hangi konuyu ne şekilde anlatacağını planlıyor, 1 dakika sonra sınıfa şöyle seslenmiş:

“Hadi bakalım hayat bilgisi kitabımızın 5. sayfasını açıyoruz…” 

Öğrenciler telaşla kitaplarının istenilen sayfasını açmaya çalışırlarken, içlerinde küçük “Eda” iki elini kendine doğru çevirmiş, gözlerini kapatmış, içinden hala mırıldanıyor..

Öğretmeni Eda’yı fark etmiş,

“Eda neden kitabını çıkarmadın?..”

Küçük Eda, gözlerini açmış ki Öğretmeni tam karşısında kendine bakıyor, biraz korkarak, biraz utanarak ve bir o kadar da heyecanlı bir şekilde yüzü kızararak cevap vermiş:

“Arkadaşınıza dua edin..” demiştiniz ya Öğretmenim..

Dua mı hala bitirmemiştim… J 

Öğretmeni sımsıcak gülümsemiş Eda’ya.

Başını okşamış Anne ’si gibi..

Eda’da sevgiyle “tebessüm” etmiş Öğretmenine, pıt pıt eden kalbi sakinleşmiş, kitabını çıkarıp, Öğretmeninden gelecek sesi dinlemeye bırakmış kendini…

………………………

Bu iki olayı ilk duyduğumda, çok hoşuma gitmişti, hatta kahkahalar atmıştım, dinlediğim duyduğum fıkralardan daha komik gelmişti bana.

Çocuk gözüyle ne kadar temiz ve saf’tı bu hayat.

Hiç eğrisini doğrusunu sorgulamadan,

Duydukları lafı evirip çevirmeden,

Dümdüz anladıkları gibi,

Algıladıkları gibi yaşıyorlar hayatı..

İçlerindeki benlik tertemiz.

Öyle saf ki bu benlik, ne hissediyorlarsa öyle yaşıyorlar..

Ne güzel….

Küçükken belki de bizler de böyleydik..

Böyle temiz ve saf hikâyelerimiz vardı…

Büyürken kirleniyoruz..

“Gün içinde ne kadar ellerimizi yıkasak da, üstüne kolonyalar sürsek de” kirleniyoruz…

Bu sefer lafı fazla uzatmayacağım, diğer yazılarımda da anlatacağım bir şeyler olsun.

Maksat “güzellik” olsun,

Bir “tebessüm” tadında..

Hepinize iyi günler diliyorum..

 

Selam ve Sevgilerimle,

Cevdet Gökhan TÜZÜN

Yorum Yap
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.