ULUSAL EGEMENLİK NURU

ULUSAL EGEMENLİK NURU

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı her 23 Nisan geldiğinde elbette coşkuyla ve minnetle kutlarız. Ancak acaba hiç düşündük mü Ulusal Egemenlik nedir? Ülkemizde Ulusal Egemenliğin önemi nedir? 23 Nisan nasıl bir yolla Çocuk Bayramı da olmuştur? Genelde bunları çoğumuz düşünmemişizdir. Tarihimiz, geçmişte yaşananlar, ülkemizin kurtuluşu ve kuruluşu gibi konular kimi vatandaşlarımızı nedense pek ilgilendirmez. Aman nasılsa kurtulmuş, bu günler kutlanıyor biz de kutlayalım, nasıl kazanılmış kimin umurunda? Hazır kazanılmış varken öğrenmek, okumak kime fayda sağlar? diye düşünen azımsanmayacak sayıda bir kitle var maalesef. Oysaki milletler yani uluslar; -elbette ulus olabilmenin değerini kavramışsa- kaderini çizmiş olayları, ulus olmaya götüren süreci, varlıklarını borçlu oldukları tarihi bilmek zorundadırlar! Bu cennet vatanı kurtaran ve kuran başta ebedi Başkomutanımız, Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve kurucu iradeye, Cumhuriyete borcumuz var. Bu borç kolay kolay ödenemeyecek kadar da büyük.
Bu yazıyla sizlere 23 Nisan’ı bir nebze hatırlatabilirsem (elbette unutmuş olan, hatırlayamayanlara) borcumu ödemeye bir adım daha yaklaşmış olmanın gururunu yaşayacağım.

Birinci Dünya Savaşı’nın yenilgisi ardından Osmanlı Devleti’ne 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması imzalatılmış, Osmanlı Devleti bu antlaşmayla toprakları savunmasız bırakılmış, işgallere açık hale getirilmiş, dolayısıyla parça parça paylaşılmasının önü açılmıştır. 19 Mayıs 1919’da Türk Milleti’ni küllerinden yeniden doğuracak o kutlu adım atılmış, Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıkmış, Ulusal Kurtuluş Mücadelesi de fiilen başlamıştır.

22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesiyle “Vatanın tamamı, Milletin istiklali tehlikededir… Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” Maddesiyle bağımsızlığa giden yolun ilk adımının ilanı olmuştur. 23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum Kongresi’nde alınan: “Milli sınırlar içinde Vatan bir bütündür, parçalanamaz… Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet hep birlikte direniş ve savunmaya geçecektir. İstanbul hükümeti vatanı koruma ve istiklali elde etme gücünü gösteremediği takdirde, bu gayeyi gerçekleştirmek için geçici bir hükümet kurulacaktır… Milli kuvvetleri (Kuvayı Milliye) etkili, milli iradeyi hâkim kılmak esastır…” gibi önemli kararlar, 4 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi’nde kuvvetlendirilmiş, bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve küllerinden yeniden doğacak Türk Milleti’nin işaretleri verilmiştir.

Mondros Ateşkes Antlaşmasının sonuçlarına göre ve Kuvayı Milliye’nin vatan savunmasının itilaf devletlerine verdiği ağır sonuçlardan korku duyan İngiliz kuvvetleri 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul’u resmen işgal etmişti. İstanbul’un işgal edilmesiyle artık iyice bıçak kemiğe dayanmış, Padişah Vahdettin 11 Nisan 1920’de son Osmanlı Mebusan Meclisi’ni kapatmıştı. Ülkeyi meclis denetimi olmadan yönettiği için hukuki otorite boşluğu oluşmuştu. Osmanlı kendi idam fermanı olan Sevr antlaşmasını imzalamış, yedi cihana yayılan büyük imparatorluk yedi düvel tarafından lokma lokma paylaşılıyordu.

Erzurum ve Sivas Kongrelerinde ilan edildiği üzere Padişah ve Saray görevini yapmıyor, devletin deyim yerindeyse yağmalanmasına taht ve gelecek kaygısıyla göz yumuluyordu ve derhal Milli Meclis kurulmalıydı. Bunun üzerine Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Temsil Heyeti Başkanı Mustafa Kemal 19 Mart 1920’de tüm valiliklere, bağımsız sancaklara ve kolordulara gönderdiği talimatla “Memleket işlerini idare etmek ve denetlemek üzere, Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip bir meclis toplanacaktır.” diyerek sancaklardan beşer üyenin seçilmesini, seçilen üyelerle 15 gün içinde Ankara’da toplanmak üzere çağrı yapmıştır. Daha önce 22 Nisan olarak düşünülen açılış günü kutsal bir güne rastlaması için 23 Nisan Cuma gününe alınmış, Mustafa Kemal bu hususta vilayetlere, sancaklara, Müdafa-i Hukuk merkezlerine 21 Nisan tarihli genelgeyle “Nisan’ın 23’üncü Cuma günü, Cuma namazından sonra Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.” İlanında bulunmuştur.
Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1920 Cuma günü Hacı Bayram Veli camiinde kılınan namazın ardından, saat 14.00 civarında 115 Milletvekilinin katılımıyla açılmıştır. 24 Nisan’da Mustafa Kemal Paşa’nın yaptığı konuşmada aslında yeni devletin kuruluş esaslarını açıklamış, meclis hükümetinin kurulmasını, meclis başkanının hükümete de başkanlık edeceğini önermiş ve bu önerge kabul edilmiş, bunun üzerine Mustafa Kemal oy birliğiyle Büyük Millet Meclisi Başkanı seçilmiştir. Böylece egemenlik ulusundur diyerek Ulusal Kurtuluş Savaşını Millet Meclisi ile yürüten yeryüzünün tek lideri Mustafa Kemal olmuştur!

Egemenliğimizi kazanacağımız Kurtuluş Savaşımız devam ederken, 20 Ocak 1921’de kabul edilen 1921 Anayasası, “Hakimiyet (Egemenlik); kayıtsız, şartsız milletindir; idare usulü, halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayanır.” Diyen 1. Maddesi ile Türkiye’de hem fiilen hem de hukuken cumhuriyeti kurdu.

Yaklaşık yedi asır hüküm sürmüş Osmanlı İmparatorluğu son padişah Vahdettin’in basiretsizliği ile son günlerine yaklaşmış, Türk Milleti egemenliğini padişahın, sarayın elinden almış, kurtuluşu için kanını canını ortaya koymuş, Ulu Önderiyle Ulus kimliğine kavuşmuş, topraklarını, onurunu kurtarmış, saygın, bağımsız, onurlu bir ülkenin ayak sesleri duyulmuş, topyekûn kalkınma sağlanmıştır.

Osmanlı devleti zamanında tebaa olan, padişahın kulu olan, binlerce yıllık devlet geleneğine sahip Türk Milleti, Milli Mücadele ile, Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşu ile tekrar millet olduğunu hatırladı, kula kul değil Allah’a kul olduğunu hatırladı, birey oldu, oy verdi, seçti, seçildi, uygar toplumlar arasında şanıyla yerini aldı, kadınlarımız da eşit yurttaş oldu. Ulusal Egemenliğimizin, Cumhuriyetimizin önemi o kadar çok ki bu sayfalar almaz.

Peki 23 Nisan nasıl bayram oldu? 23 Nisan 1921’de Saruhan Milletvekili Şevket Bey ve İçel Milletvekili Şevki Beyin kanun teklifi üzerine bu önemli günün Milli Bayram olması önerilmiş, Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilerek “23 Nisan Milli Bayramı” adını alarak ilk milli bayramımız olmuştur. 1 Kasım 1922’de Saltanatın kaldırılmasının ardından 1 Kasım Hakimiyet-i Milliye (Milli Egemenlik) Bayramı ilan edilmiştir. Bu iki milli bayram 1935 yılında 23 Nisan Hakimiyet-i Milliye Bayramı olarak birlikte kutlanmaya başlanmıştır.

1922’de Ankara’daki 23 Nisan Milli Bayramı kutlamalarına öğrencilerin de katılması ayrı bir coşku yaratmış, bunun üzerine Mustafa Kemal’in de desteğini alan Himaye-i Etfal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu) yöneticileri 23 Nisan 1923’de Cemiyet adına yardım toplamaya başlamışlardır. 23 Nisanlarda yardım toplanması ve yardım amaçlı rozetlerin çocuklar tarafından satılması, çocukları daha da ön plana çıkarmıştır. Bunun üzerine 23 Nisan; Mustafa Kemal’in himayelerinde 1925’de “Çocuk Günü”, 1926’dan itibaren “Çocuk Bayramı” olarak görülmeye de başlanmıştır. 1929’da ise 23 Nisan haftası “Çocuk Haftası” olmuştur.

1981’de kabul edilen kanunla bayramın adı artık “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olmuştur. Dünyada böylesi önemli bir günün çocuklara atfedildiği ve dünyada çocuklara hediye edilen ilk ve tek bayramdır.

Ulusal Egemenlik böylesi öneme ve köklü bir inanca sahipken, Yüce Türk Milleti’nin küllerinden yeniden doğmasının üzerinden, (diriliş, uyanış adına ne dersek diyelim) bir asır geçiyorken bağımsızlığımızın senedi Lozan’ı, onu tamamlayan Montrö’yü tartışmaya açmak, ulusal egemenliği anlamamaktır, Sevr’i yeniden hortlatanların ekmeğine yağ sürmektir. Ulusal Egemenliğimizin baş mimarı Ulu Önderimiz Atatürk’ün buyurduğu gibi: “Millî egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkûmdurlar.”, “Özgürlüğün de eşitliğin de adaletin de dayanağı ulusal egemenliktir.”
Ulusal Egemenlik; tam bağımsızlıktır! Eşitliktir!
Ulusal Egemenlik; ülkü birliğidir, geçmişle geleceğin bağıdır!
Ulusal Egemenlik; aynı toprakta yaşayanların kan uyumudur, şereftir ve şanlı al bayrağımızdır!
Ulusal Egemenlik; laikliktir, devletçiliktir, devrimciliktir, halkçılıktır, milliyetçiliktir, bilhassa Cumhuriyettir!

Bu duygularla 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın 101. Yılını kutluyor, Cumhuriyetimize ve tam bağımsız kuruluşumuza aynı kararlılıkla sahip çıkacağımızı vurguluyor, egemenliğimizin baş mimarı Yüce Atatürk başta olmak üzere tüm kurucu kadroyu, Şehit ve Gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

23 Nisan 2021
Batuhan GÜLDİKEN

İlk yorum yazan siz olun
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Isparta Haberleri