IYAŞ Genel Kurulu: Sandıkta Zirve, Protokolde Sessizlik!
IYAŞ Genel Kurulu: Sandıkta Zirve, Protokolde Sessizlik!
İYAŞ Genel Kurulu: Sandıkta Zirve, Protokolde Sessizlik!
Isparta’nın ortak sermayesi IYAŞ’ta dün gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul, sadece sandıktan çıkan sonuçlarla değil, salonda olmayan isimlerle de dikkat çekti.
IYAŞ Genel Kurulu geride kaldı.
Sandık kuruldu, oylar kullanıldı, yönetim yeniden şekillendi. Mevcut yönetim listesi seçimi kazandı.
Hasan Ali Meydan 5 bin 295 oyla en yüksek oyu alırken, Fatih Kurt da 4 bin 133 oy aldı. Bahattin Şenol ise 3 bin 721 oyda kaldı.
Fakat dünkü kongreyi sadece seçim sonuçları üzerinden okumak, IYAŞ Genel Kurulu'nda ortaya çıkan asıl tabloyu gözden kaçırmak olur.
Çünkü ortada oldukça dikkat çekici bir çelişki vardı:
Delegelerin ve ortakların ilgisi zirvedeydi; kent protokolünün ilgisi ise yok denecek kadar azdı.
Kent protokolü neden yoktu?
IYAŞ, sıradan bir şirket değil.
Isparta halkının ortaklığıyla kurulmuş, yıllar içerisinde şehrin ekonomik hayatında önemli bir yer edinmiş bir yapı.
Böylesine geniş ortaklık tabanına sahip, Isparta'nın ekonomik ve sosyal hayatında karşılığı bulunan bir şirketin genel kurulunda;
Vali yok.
Vali yardımcısı yok.
Belediye Başkanı yok.
Siyasi parti temsilcileri yok.
Ticaret ve esnaf teşkilatlarının başkanları yok.
Şehrin önde gelen sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri yok.
Üstelik katılmayanlardan ciddi anlamda bir telgraf ya da kutlama mesajının da gelmemiş olması dikkat çekici.
Burada ister istemez şu soru ortaya çıkıyor:
Isparta'nın kent protokolü IYAŞ Genel Kurulu'na ilk kez bu kadar mesafeli mi durdu?
Daha da önemlisi:
Bu durum bir tesadüf mü, yoksa IYAŞ yönetimine yönelik oluşan bir mesafenin göstergesi mi?
Bunu elbette protokolde yer almayan isimlerin kendileri açıklamalı.
Fakat görüntünün kendisi üzerinde düşünmek gerekiyor.
Delegeler geldi, protokol gelmedi
Dünkü genel kurulun belki de en dikkat çekici tarafı tam olarak burada ortaya çıkıyor.
Bir tarafta IYAŞ ortaklarının genel kurula gösterdiği yoğun ilgi...
Diğer tarafta kentin resmi ve ekonomik temsilcilerinin salondaki yokluğu.
Yerel basına yansıyan haberlerde de genel kurulun IYAŞ tarihinin en yoğun katılımlı toplantılarından biri olduğu ifade edildi.
Öyleyse tabloyu şöyle okumak mümkün:
Ortaklar IYAŞ'a sahip çıktı; fakat şehir protokolü aynı ölçüde sahip çıkmadı.
Bu durumun nedenlerini tartışmak artık kamuoyunun hakkıdır.
IYAŞ'ta yeni bir güç dengesi mi oluşuyor?
Dünkü kongrenin bir başka dikkat çekici yönü de yönetim içerisindeki güç dengeleri.
Bir dönem Süleyman Demirel Üniversitesi'nde “rektör kim?” tartışmalarında resmi görev ile kamuoyundaki fiili güç algısı arasındaki fark konuşulurdu.
Şimdi benzer bir tartışmanın IYAŞ açısından ortaya çıkıp çıkmadığı sorulabilir.
Resmi Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Ali Meydan.
Bu tartışma açısından hukuken ve fiilen başkanlık makamı nettir.
Ancak kamuoyunda son dönemde Fatih Kurt'un IYAŞ yönetimindeki etkinliği ve görünürlüğü ayrıca konuşuluyor.
Kurt'un dünkü seçimde 4 bin 133 oy alarak yönetim kuruluna yeniden girmesi de bu tartışmanın önemini artırıyor.
Dolayısıyla sorulması gereken soru şu:
IYAŞ'ta resmi yönetim ile fiili güç merkezi arasında bir farklılık algısı oluşmaya mı başladı?
Bu bir iddia değil, kamuoyunda oluşan algının sorgulanmasıdır.
Ve algılar, özellikle kurumsal yapılarda, bazen resmi unvanlar kadar önemlidir.
Ticaret ve esnaf odaları neden yoktu?
Daha da düşündürücü olan nokta burası.
Isparta'nın ticaret hayatını temsil eden kurumların başkanları neden bu genel kurulda yoktu?
Isparta Ticaret ve Sanayi Odası...
Esnaf ve sanatkâr teşkilatları...
Diğer ekonomik meslek kuruluşları...
IYAŞ gibi şehrin ticari hayatında önemli bir yere sahip olan bir şirketin genel kurulunda bu kurumların temsil edilmemesi gerçekten sıradan bir durum olarak mı görülmeli?
Yoksa IYAŞ yönetimine yönelik belirli bir mesafe mi söz konusu?
Bu sorunun cevabını kamuoyu bilmiyor.
Ama soru artık ortada.
Diğer adaylar neden gelmedi?
Dünkü genel kurulun bir başka dikkat çekici görüntüsü de adayların salondaki varlığıydı.
ITSO Başkan adaylarından Ünal Turgut'un kongrede bulunması dikkat çekerken, diğer adayların genel kurula katılmaması da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir tablo ortaya çıkardı.
Bu isimler neden gelmedi?
IYAŞ ile ilgili bir mesafe mi söz konusu?
Yoksa tamamen kişisel veya program kaynaklı nedenler mi vardı?
Bunu da kendilerinin açıklaması gerekir.
Ya da Iyaşın Ünal Turgut’a verdiği destekten ciddi anlamda rahatsız mı oldular!
Çünkü IYAŞ, Isparta'nın ekonomik hafızasında sıradan bir şirketten daha fazlasıdır.
750 bin liralık destek: IYAŞ'ın toplumsal kimliği nereye gidiyor?
Genel kurulda konuşulması gereken konulardan biri de IYAŞ'ın sosyal sorumluluk anlayışı.
STK'lara ve diğer kurumlara yıllık 750 bin lira civarında bir kaynak ayrıldığı yönündeki bilgi doğruysa, bunun IYAŞ'ın kuruluş felsefesi ve toplumsal kimliği açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Çünkü soru sadece “ne kadar para veriliyor?” değildir.
Asıl soru şudur:
IYAŞ'ın Isparta toplumuyla kurduğu bağ, bugün geçmişteki kadar güçlü mü?
Çok ortaklı bir şirketin toplumsal karşılığı, sadece bilançosuyla değil, şehirle kurduğu ilişkiyle de ölçülür.
IYAŞ'ın sosyal sorumluluk politikası daha şeffaf, daha geniş katılımlı ve daha kurumsal bir yapıya taşınabilir mi?
Bunun da kamuoyuna açık biçimde tartışılması gerekir.
150 bin liralık yönetim kurulu ücreti neden tartışılmadı?
Bir başka dikkat çekici başlık ise yönetim kurulu üyelerine aylık 150 bin TL ücret ödenmesinin oy çokluğuyla kabul edilmesi.
Burada da ilginç bir durum var.
Genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin aylık 150 bin liralık ücretine ilişkin karar alınırken, bunun kamuoyunda veya ortaklar arasında daha güçlü bir tartışmaya dönüşmemesi dikkat çekici.
Çok ortaklı bir yapıda yönetim kurulu ücretleri hangi kriterlere göre belirleniyor?
Performans ölçümü var mı?
Görev ve sorumluluklarla ücret arasında nasıl bir ilişki kuruluyor?
Benzer şirketlerle karşılaştırma yapılıyor mu?
Ortaklara bu konuda yeterli bilgi veriliyor mu?
Bunlar sorulması gereken meşru sorular.
Çünkü şeffaflık, sadece seçim sonucunu açıklamak değildir.
Ücret politikasını da açıklamaktır.
Bahattin Şenol'a neden daha fazla söz verilmedi?
Dünkü genel kurulun bir başka tartışmalı başlığı da divan ve konuşma süreciydi.
Bahattin Şenol, genel kurul öncesinde ortaklara yaptığı çağrıda özellikle son gündem maddesine kadar salonda kalınmasını ve önemli konuları açıklayacağını ifade etmişti.
Böyle bir çağrının ardından, genel kurulda muhalif adayın kendisini ve düşüncelerini ortaklara yeterince anlatabilmesi beklenmez mi?
Genel kurul, sadece kazanan listenin konuştuğu bir toplantı mıdır?
Yoksa farklı görüşlerin de ortaklar tarafından dinlenebildiği demokratik bir tartışma zemini midir?
Divan başkanlığındaki değişiklik de bu açıdan ayrıca değerlendirilmelidir.
Çünkü divan, genel kurulun sadece teknik işlerini yürütmez.
Aynı zamanda genel kurulun adil, dengeli ve şeffaf biçimde yönetilmesinin güvencesidir.
En ilginç sonuç: Sandık yönetimi onayladı ama şehir ne söyledi?
Dünkü seçim sonucuna bakıldığında cevap nettir:
Ortaklar mevcut yönetimin devamına karar verdi.
Bu demokratik bir tercihtir ve saygı duyulmalıdır.
Ancak bir şirketin yönetim kurulunun seçimden başarıyla çıkması ile şehrin bütün kesimlerinden aynı ölçüde destek görmesi aynı şey değildir.
Dünkü kongrede ortaya çıkan tablo tam da bunu gösteriyor.
Ortaklar salona geldi.
Sandıkta tercihlerini yaptı.
Mevcut yönetim kazandı.
Ama aynı gün;
kent protokolü büyük ölçüde yoktu,
ticaret ve esnaf örgütlerinin temsilcileri yoktu,
siyasi parti temsilcileri yoktu,
STK'ların büyük bölümü yoktu,
ve katılmayan kurumlardan dikkat çekici bir kutlama mesajı da gelmedi.
Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değil.
Asıl soru şimdi başlıyor
Dünkü genel kurul IYAŞ açısından bir seçimin sonu değil, aslında yeni bir tartışmanın başlangıcıdır.
Çünkü artık şu soruların cevaplanması gerekiyor:
Kent protokolü neden IYAŞ Genel Kurulu'nda yoktu?
Ticaret ve esnaf odaları neden temsil edilmedi?
Siyasi partiler neden kongreye ilgi göstermedi?
STK'larla IYAŞ arasındaki bağ zayıfladı mı?
IYAŞ yönetimine karşı şehirde görünmeyen bir mesafe mi oluştu?
Fatih Kurt'un yönetim içerisindeki gerçek ağırlığı nedir?
Resmi başkanlık ile fiili etkinlik arasında bir fark oluştuğu algısı neden ortaya çıkıyor?
Yönetim kurulu üyelerine 150 bin TL aylık ücret ödenmesi hangi kriterlere dayanıyor?
Yıllık 750 bin TL'lik STK ve kurum desteği IYAŞ'ın toplumsal sorumluluk misyonu açısından yeterli mi?
Bahattin Şenol'un genel kurulda kendisini ve projelerini yeterince anlatmasına neden daha geniş bir alan açılmadı?
Ve belki de en önemlisi:
IYAŞ'ın şehirle olan ilişkisi gerçekten eskisi kadar güçlü mü?
Bu soruların hiçbirinin peşinen verilmiş bir cevabı yok.
Ama dünkü genel kurul bize şunu gösterdi:
IYAŞ'ta sandık hareketlendi. Şehir ise sessiz kaldı.
Şimdi yapılması gereken, bu sessizliğin nedenini anlamaktır.
Çünkü IYAŞ yalnızca bir şirket değildir.
IYAŞ, Isparta'nın ortak ekonomik hafızasının bir parçasıdır.
Ve böyle bir yapının geleceği konuşulurken, sadece ortakların değil, bütün şehrin söyleyecek sözü olmalıdır.
Mehmet Ali Çelik